İsmail abi: Balık. Hep uzakta, deniz kenarında ve sürekli bağırmak gerekiyor duyması için. Fanustan kurtulmak için gemi bekliyor. Yavuz: Ağaç. Geceleri geliyor, pencereden giriyor. Gölgesi televizyona vuruyor.

İskender: Gerçekte hep mecnunu taşıdığı için sürekli arabayı itiyor. Mecnun ne yaparsa yapsın onu çok seviyor ve hiç terketmiyor, İskender bir an bile gidecek olsa herşey dağılıyor.

Erdal:İskenderden sürekli para istiyor, borçları için iskender arabasını satıyor. Onun için paragöz

Nurten: Karabiber. Erdal çocuğuna hep yumurta olarak baktı dizide, çocukları kahvaltıdaki yumurta.

Nurtenin Yiğeni: Siyah Kumandadaki MUTE(Sessiz Tuşu)

Kamil: İskenderin Mecnun’a aldığı forma, hep yedekte bekliyor, hiç giyilmiyor oyuna giremiyor. Karabasan: Mecnunun hastalığı

Ak Sakallı Dede: İğne, hep asasını ^’vuruyor (yani iğne vuruyor) Mecnun’a ve Mecnunu hayal dünyalarına götürüyor. Bazı bölümlerde mecnun çok acı çektiği için sürekli ak sakallı dedeyi istiyor.

Kaan: Gerçek hayatta çok başarılı olmuş çocukluk arkadaşı, onun için bakkalı yönetebiliyor, herkes fikirlerine saygı duyuyor.

Az Sakallı: Dışardan gelen kedi, kim olduğu bilinmiyor, hep beraber yatıyorlar, yıkanmıyor, kokuyor ve evdeki herşeyi yiyor.

Arda: Hastalığın yan etkisi, Mecnunu Leylasını izlemekten alı koyuyor, Mecnun her seferinde ondan kurtulmayı başarıyor.

Dosto: İskenderin Mecnunun başucunda okuduğu ‘Dostoyevski Kumarbaz’ kitabı.

Zeynep: Yavuz’un dallarına konan yarasa, kör, hep uzun kulak takıyor. Yavuz, rüzgar estikçe ona dallarıyla şiir okuyor.

Eylül: Yavuzu yakıp yıkan, dallarını kurutan sonbaharı temsil ediyor. Nisan: İlk baharı temsil ediyor, Yavuzu seviyor ama Yavuz sonbahardan sağ çıkamıyor.

Çiçekçi Kadın: Mecnun kazayı geçirip yatağa bağlı kaldığı zaman hastanedeyken ona bakan hemşire veya hasta bakıcı.

ME”lül”’: Mecnunun sakat kaldığı zamanki çocuk hali, hiç onu konuşturmuyor, hiç gülmüyor, hareket etmiyor, sadece bakıyor felçli olduğu için ve Mecnun o halini unutmak için onu o hastanede bırakıyor ve eve, odasına getirmek istemiyor ama çocuk olduğu için kıyamıyor, onu hemşireye emanet ediyor.

Orhan Amca: İskenderin çocukluk arkadaşı ve Mecnun onu sadece iskenderin gösterdiği fotoğraflardan gördüğü kadarıyla yani çocuk haliyele biliyor.

Kırlent: Mecnunun yastığı, kimse olmadığında o öğüt veriyor Mecnun’a ve Kırlent odadaki Vazoya aşık.

Doktor: Mecnuna iğne yapan doktor, ve Mecnunu hiç iyileştiremediği için beceriksiz bir doktor hayallerinde.

Mecnunun Kafasından vurulması: Koma hali, beyninden dışarı çıkamıyor, başka şeyleri düşünemiyor ve sadece televizyondan Leylanın sesini duyunca uyanıyor. Dizideki herşey, televizyon izleyip , bir odada hayalleriyle başbaşa kalmış bir çocuğun kafasında dönüyor. Olaylar, zamanlar hep dizi ve film benzeri akış üzerine kurulu, zamanda yolculuk, uzaya çıkma, Leylaya ‘kıyamet kopsa’ bile kavuşamayacağı. Bir daha gelmez böyle dizi muhteşem bir zeka ürünü, sonu bu şekilde çok hüzünlü, çok güzel herşey yerli yerinde.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.