Dağı taşı yandırır
Hey ağalar bir od düştü serime
Bir ah çeksem dağı taşı yandırır
Garip bülbül konar gül budağına
Bülbülün feryadı bağı yandırır
Sabahtan uğradım yarin sesine
Saçları dökülmüş ağ sinesine
Ne pusunursun bağın gölgesine
Yüzünün şulesi bağı yandırır
Karacaoğlan der ki gençlik çağımda
Arzuhalim kaldı göğsün ağında
Seyrana çıkmıştık sevda bağında
Yolunu yitirir bağı yandırır
Şiirin açıklaması
Karacaoğlan'ın aşk acısını abartılı ve güçlü imgelerle anlattığı bir koşma. Âşığın tek bir "ah"ı dağları taşları yakacak kadar ateşlidir; bülbülün feryadı da bağı tutuşturur. Divan şiirinden de tanıdık olan gül ile bülbül ikilisi, burada halk şiirinin sade diliyle yeniden kurulur.
1. dörtlük: Ey ağalar, başıma bir ateş düştü; bir ah çeksem dağı taşı yakar. Garip bülbül gül dalına konar, onun feryadı bütün bağı yakar.
2. dörtlük: Sabah erkenden sevgilimin sesine yöneldim; saçları ak göğsüne dökülmüştü. Ey güzel, ne diye bağın gölgesine saklanırsın? Yüzünün parıltısı bağı yakar.
3. dörtlük: Karacaoğlan der ki gençliğimde dileğim o ak göğüste kaldı. Sevda bağında gezintiye çıkmıştık; yolunu şaşıran o bağı yakar.
Sözlük
- od
- ateş
- ser
- baş
- şule
- parıltı, alev
- ağ
- ak, beyaz
- pusunmak
- pusuya yatmak, gizlenmek
- arzuhal
- dilek
- seyran
- gezinti
Düşüncenizi yazın