Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
Nedîm · Dîvân (Gazel)
Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
Benzer esîr-i turra-i cânânsın ey gönül
Gül mevsiminde tevbe-i meyden benim gibi
Zannım budur ki sen de peşîmânsın ey gönül
Eşkimde böyle şu’le nedendir meğer ki sen
Çün sûz u tâb giryede pinhânsın ey gönül
Ben sana bâde içme güzel sevme mi dedim
Benden niçün bu gûne girîzânsın ey gönül
Bigânedir mu’âmeleniz akl u hûş ile
Gûyâ derûn-ı sînede mihmânsın ey gönül
Ayîne oldu bir nigeh-i hayretinle âb
Bi’llâh ne saht âteş-i sûzânsın ey gönül
Hac yollarında meş’ale-i kârbân gibi
Erbâb-ı ‘aşk içinde nümâyânsın ey gönül
Peymâne-i mahabbeti sundun Nedîme çün
Lutf eyle câmı bâri biraz kansın ey gönül
Şiirin açıklaması
Her beyti "ey gönül" redifiyle biten bu gazelde Nedîm kendi gönlüyle konuşur. Gönül, sabah rüzgârıyla dağılan, tövbesine pişman olan, akla yabancı düşen ve aşk kervanının önünde meşale gibi yanan bir varlık olarak çizilir.
1. Ey gönül, sabah rüzgârı estikçe perişan oluyorsun; galiba sevgilinin perçeminin esirisin.
2. Gül mevsiminde benim gibi sen de içki tövbesinden pişmansın sanırım, ey gönül.
3. Gözyaşımda bu alev nedendir? Meğer sen ağlayışların içinde yanıp tutuşarak gizlenmişsin, ey gönül.
4. Ben sana "Şarap içme, güzel sevme" mi dedim? Benden neden böyle kaçıyorsun, ey gönül?
5. Akılla ve şuurla yabancı gibi davranıyorsun; sanki göğsün içinde bir misafirsin, ey gönül.
6. Hayretle bakışın suyu bile aynaya çevirdi; Allah için ne yakıcı bir ateşsin, ey gönül!
7. Hac yollarında kervanın önündeki meşale gibi, aşk ehlinin arasında parlıyorsun, ey gönül.
8. Mademki sevgi kadehini Nedîm'e sundun, lütfet de bari biraz kansın, ey gönül.
Sözlük
- bâd-ı subh
- sabah rüzgârı
- perîşân
- dağınık, perişan
- turra
- perçem
- tevbe-i mey
- içki tövbesi
- şu'le
- alev
- sûz u tâb
- yanıp tutuşma
- girye
- ağlama
- pinhân
- gizli
- girîzân
- kaçan
- bîgâne
- yabancı
- mu'âmele
- davranış
- hûş
- şuur
- mihmân
- misafir
- nigeh
- bakış
- âteş-i sûzân
- yakıcı ateş
- meş'ale-i kârbân
- kervan meşalesi
- erbâb-ı aşk
- aşk ehli
- nümâyân
- görünen, parlayan
- peymâne
- kadeh
- mahabbet
- sevgi
Düşüncenizi yazın