Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir
Fuzûlî · Dîvân
Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir
Ben kimem sâki olan kimdir mey ü sahbâ nedir
Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa cânan bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir
Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
Âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür
Hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür
Âh u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
Şiirin açıklaması
Tasavvufi "kendinden geçme" hâlini anlatan bu gazelde Fuzûlî, aşkla sarhoş olan insanın dünyayı da benliğini de unutuşunu dile getirir. Dördüncü beyit, gerçek bilgeliğin dünyayı bilmekte değil, ona gönül bağlamamakta olduğunu söyleyen meşhur bir beyittir.
1. Öyle sarhoşum ki dünyanın ne olduğunu kavrayamıyorum; ben kimim, sâkî kim, şarap ne — bilmiyorum.
2. Çılgın gönlüm için sevgiliden bir dilek dilerim; ama sevgili "Bu çılgın gönlün dileği nedir?" diye sorsa bilemem.
3. Bir kez kavuşmak âşığı başka kavuşmalara muhtaç olmaktan kurtarırken, sevgilinin âşığa karşı bu her anki nazlı kayıtsızlığı niye?
4. Dünyanın ve içindekilerin hikmetini bilen gerçek ârif değildir; ârif odur ki dünya ve içindekiler nedir, bilmez.
5. Ey Fuzûlî, ah ve feryadın âlemi incitti; eğer aşk belâsından hoşnutsan bu kavga gürültü niye?
Sözlük
- ser-mest
- kendinden geçmiş, sarhoş
- idrâk
- kavrama
- sâkî
- içki sunan
- sahbâ
- şarap
- dil-i şeydâ
- çılgın gönül
- kâm
- dilek
- visâl
- kavuşma
- müstağnî
- ihtiyaç duymayan
- istiğnâ
- nazlanma, kayıtsızlık
- mâfîhâ
- içindekiler
- ârif
- hakikati bilen
- hoşnûd
- memnun
- gavgâ
- kavga, gürültü
Düşüncenizi yazın