Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devrân bî-sükûn
Fuzûlî · Dîvân
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn
Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ
Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn
Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend
Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn
Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr
Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş-ı füsûn
Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ
Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn
Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât
Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet vâj-gûn
Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân
Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn
Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn
Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn
Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf
Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn
Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl
Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn
Şiirin açıklaması
Fuzûlî'nin şikâyet şiirlerinin en güçlülerinden biridir. Her dizede iki ya da üç kısa yargı yan yana dizilir; sevgili, felek, zaman ve talih hep birlikte âşığın aleyhine döner. Şiir, ses ve ahengiyle de dikkat çeker: "Dert çok, hem-dert yok, düşman kavî, tâli' zebûn" dizesi Türk şiirinin en bilinen dizelerindendir.
1. Sevgili umursamaz, felek merhametsiz, zaman durmadan dönüyor; dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih zayıf.
2. Umut gölgesi kaybolmuş, arzu güneşi kızgın; düşkünlüğün rütbesi yüksek, tedbirin basamağı alçak.
3. Akıl korkak, kınama sesi her yerden yükseliyor; talih az şefkatli, aşk belâsı günden güne artıyor.
4. Ben gurbetteyim, kavuşma ülkesinin yolu ise karışıklık ve hile dolu; ben saf bir adamım, dünya ise türlü büyülerle süslü.
5. Her selvi boylu güzelin salınışı bir belâ tufanı; her hilâl kaşlının kaşı delilik dersinin ilk satırı.
6–9. Bilginin ağırbaşlılığı rüzgârdaki lâle yaprağı gibi kararsız, talihin etkisi sudaki selvi yansıması gibi tersine dönük. Amaca giden yol sınavlarla, maksada giden yol felaketlerle dolu; arzulanan güzel perde arkasında, işret kadehi boş. Ah, ne yapacağımı bilmiyorum; bana yol gösterecek bir dost da yok.
10. Fuzûlî'nin sararmış yüzünü kanlı gözyaşları kaplamış; bak, mavi gök onun başından ne renkler geçirmiş!
Sözlük
- bî-pervâ
- umursamaz
- bî-rahm
- merhametsiz
- bî-sükûn
- durmadan dönen
- hem-derd
- dert ortağı
- kavî
- güçlü
- tâli'
- talih
- zebûn
- zayıf, âciz
- idbâr
- düşkünlük, talihsizlik
- dûn
- alçak
- ta'ne
- kınama
- sâde-levh
- saf
- füsûn
- büyü
- sehî-kad
- selvi boylu
- hilâl-ebrû
- hilal kaşlı
- cünûn
- delilik
- bî-sebât
- kararsız
- vâj-gûn
- ters
- reh-nümûn
- yol gösteren
- eşk-i âl
- kanlı gözyaşı
- sipihr-i nîl-gûn
- mavi gök
Düşüncenizi yazın