Serâpâ hüsn ü ânsın
Nedîm · Dîvân (Şarkı)
Serâpâ hüsn ü ânsın dilsitansın nâz-perversin
Civân-ı mihribânsın şuhsun nâzende dilbersin
Nazîrin yok cihanda hüsn ile mihr-i münevversin
Behâ olmaz sana cânâ aceb pâkîze gevhersin
Eyâ gülzâr-ı hüsn ü behcetin nahl-i ser-efrâzı
Kim üstâd etti fenn-i işvede ol çeşm-i tannâzı
Kim öğretti sana cânâ bu denlü şîve vü nâzı
Ki dâ'im böyle nâz ile güler nâz ile söylersin
Yeter kaldın yeter ey tıfl-ı nâzım hanede tenhâ
Yeter karışmasınlar sana gayri dâye vü lâlâ
Biraz gel bağa bülbül dinle gül seyret açıl cânâ
Ki sen dahi henüz açılmamış bir gonce-i tersin
Hıramın dil-pesend ü cünbişin dil-hâhdır cânâ
Hayâlinle Nedîm'in kârı âh u vâhtır cânâ
Atan anan senin var ise mihr ü mâhtır cânâ
Ki bir bakışta mihre bir bakışta mâha benzersin
Şiirin açıklaması
Nedîm'in sevgilinin güzelliğini ve nazını anlattığı en zarif şarkılarındandır. Her bendin son dizesi sevgiliye ayrı bir sıfat yakıştırır. Üçüncü bentte, evde dadı ve lalanın gözetiminde büyüyen sevgili bahçeye, baharı yaşamaya çağrılır.
1. Baştan ayağa güzellik ve cazibesin; gönül alan, nazı besleyen birisin. Şefkatli bir gençsin, cilveli, nazlı bir dilbersin. Güzellikte dünyada benzerin yok, parlayan bir güneşsin; sana paha biçilmez, ey can, ne temiz bir mücevhersin.
2. Ey güzellik ve neşe bahçesinin yüksek fidanı! O süzgün gözü cilve sanatında kim usta etti? Sana bu kadar edayı, nazı kim öğretti ki daima böyle nazla güler, nazla konuşursun?
3. Yeter, ey nazlı çocuk, evde yalnız kaldığın yeter; artık dadı ve lala sana karışmasın. Biraz bahçeye gel, bülbülü dinle, gülü seyret, açıl ey can; sen de henüz açılmamış taze bir goncasın.
4. Salınışın gönle hoş gelir, hareketin gönlün istediği gibidir; Nedîm'in işi senin hayalinle ah vah etmektir. Annen baban varsa güneş ve aydır; bir bakışta güneşe, bir bakışta aya benzersin.
Sözlük
- serâpâ
- baştan ayağa
- hüsn
- güzellik
- ân
- cazibe, alım
- dilsitân
- gönül alan
- nâz-perver
- naz besleyen
- civân
- genç
- mihribân
- şefkatli
- nazîr
- benzer
- mihr-i münevver
- parlak güneş
- behâ
- değer, paha
- gevher
- mücevher
- behcet
- neşe, güzellik
- nahl-i ser-efrâz
- yüksek fidan
- fenn-i işve
- cilve sanatı
- çeşm-i tannâz
- süzgün, alaycı göz
- şîve
- eda
- tıfl
- çocuk
- dâye
- dadı
- lâlâ
- çocuğun eğitiminden sorumlu kişi
- gonce-i ter
- taze gonca
- hırâm
- salınış
- dil-pesend
- gönle hoş gelen
- cünbiş
- hareket
- dil-hâh
- gönlün istediği
- mihr ü mâh
- güneş ve ay
Düşüncenizi yazın