Sevdiğim cânım yolunda
Nedîm · Dîvân (Şarkı)
Sevdiğim cânım yolunda hâke yek-sân olduğum
Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum
Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Cümle yârân sana uşşaak olduğun bilmez misin
Cümlenin taakatleri taak olduğun bilmez misin
Şimdi âlem sana müştaak olduğun bilmez misin
Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Gâhi Feyz-âbâd'a doğru azm edib eyle safa
Âsaf-âbâd'a gelüb gâhi salın ey meh-likaa
Gel hele gör sahn-ı Sa'd-âbâd'a hiç olmaz bahâ
Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Kapladub gül-penbe şalı ferve-i semmûruna
Ol siyeh zülfü döküb ol sîne-i billuruna
Itr-ı şâhîler sürüb ol gerden-i kâfuruna
Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Sen açıl gül gibi zâr ile hezâr olsun Nedîm
Bend bend olsun ham-ı zülfün şikâr olsun Nedîm
Sen salın cânâ yolunda hâk-sâr olsun Nedîm
Îddir çık nâz ile seyrâna kurban olduğum
Şiirin açıklaması
Bayram sabahı sevgiliyi gezintiye çağıran bir Lâle Devri şarkısıdır. "Îddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum" (Bayramdır, kurban olduğum, nazla seyrana çık) nakaratı her bendin sonunda tekrarlanır. Feyzâbâd, Âsafâbâd ve Sadâbâd, Kâğıthane'deki dönemin ünlü köşk ve bahçeleridir.
1. Sevgilim, canım; yolunda toprak olduğum, aşkında bülbül gibi inlediğim güzel: Bayramdır, kurban olduğum, nazla seyrana çık.
2. Bütün dostların sana âşık olduğunu, herkesin gücünün tükendiğini, şimdi bütün dünyanın sana hasret olduğunu bilmez misin?
3. Bazen Feyzâbâd'a doğru gidip keyfine bak, bazen Âsafâbâd'a gelip salın ey ay yüzlü; hele gel de Sadâbâd'ın meydanını gör, eşi benzeri yok.
4. Pembe şalını samur kürkünün üstüne bağla; o siyah zülfünü billur göğsüne dök, kâfur gibi beyaz boynuna değerli kokular sür.
5. Sen gül gibi açıl, Nedîm inleyen bülbülün olsun; zülfünün kıvrımları bend bend olsun, Nedîm ona av olsun; sen salın, Nedîm yolunda toprak olsun.
Sözlük
- hâke yek-sân
- toprakla bir
- îd
- bayram
- seyrân
- gezinti
- nâlân
- inleyen
- yârân
- dostlar
- uşşâk
- âşıklar
- tâkat
- güç, takat
- müştâk
- hasret çeken
- meh-likâ
- ay yüzlü
- sahn
- meydan, avlu
- gül-penbe
- pembe
- ferve-i semmûr
- samur kürk
- sîne-i billûr
- billur göğüs
- itr-ı şâhî
- değerli bir koku
- gerden-i kâfûr
- kâfur gibi beyaz boyun
- hezâr
- bülbül
- ham-ı zülf
- saçın kıvrımı
- şikâr
- av
- hâk-sâr
- toprak gibi alçalmış
Düşüncenizi yazın