Sînede evvel ne muhrik ârzûlar var idi
Nedîm · Dîvân (Gazel)
Sînede evvel ne muhrik ârzûlar var idi
Lebde ser-keş âhlar âteşli hûlar var idi
Böyle bî-hâlet değildi gördüğüm sahrâ-yı aşk
Anda mecnûn bîdler dîvâne cûlar var idi
Ben bugün bir nev-bahâr-ı hüsn ü ân seyr eyledim
Tarf-ı destârında sünbül gibi mûlar var idi
Sen yine bir nev-niyâz âşık mı peydâ eyledin
Kûyuna yer yer dökülmüş âb-ı rûlar var idi
Ey Nedîm ey bülbül-i şeydâ niçün hâmûşsun
Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi
Şiirin açıklaması
"Var idi" redifiyle geçmişe bakan bu gazel, âşığın eski coşkusunu yitirişini anlatır. Son beyitte Nedîm kendine seslenir: Bir zamanlar bülbül gibi şakıyan şair neden susmaktadır? Şiir, yeni bir güzelin ortaya çıkışıyla o coşkunun yeniden uyanma ihtimalini de taşır.
1. Önceden göğsümde ne yakıcı arzular vardı; dudağımda dikbaşlı ahlar, ateşli huylar vardı.
2. Gördüğüm aşk çölü böyle neşesiz değildi; orada Mecnûn gibi söğütler, divane ırmaklar vardı.
3. Bugün bir güzellik ve cazibe baharı seyrettim; sarığının kenarında sümbül gibi saçlar vardı.
4. Sen yine yeni bir âşık mı buldun? Sokağına yer yer dökülmüş gözyaşları vardı.
5. Ey Nedîm, ey çılgın bülbül, niçin susuyorsun? Sende önceden nice nağmeler, sözler vardı.
Sözlük
- sîne
- göğüs
- muhrik
- yakıcı
- leb
- dudak
- ser-keş
- dikbaşlı
- hû
- huy
- bî-hâlet
- neşesiz, durgun
- sahrâ-yı aşk
- aşk çölü
- bîd
- söğüt
- cû
- ırmak
- nev-bahâr
- ilkbahar
- ân
- cazibe
- tarf-ı destâr
- sarığın kenarı
- mû
- saç
- nev-niyâz
- yeni âşık
- kû
- sokak
- âb-ı rû
- yüz suyu; burada gözyaşı
- hâmûş
- sessiz
- nevâ
- nağme
- güft ü gû
- söz, konuşma
Düşüncenizi yazın