Aruz Ölçüsü Nedir? Kuralları, Kalıpları ve Örneklerle Takti
Divan şiirinin ölçüsü aruz: açık ve kapalı hece, uzun ve kısa hece, imale, zihaf, ulama ve med kavramları, en çok kullanılan aruz kalıpları ve örnek bir takti.
Aruz, divan şiirinin ölçüsüdür. Fuzûlî’nin, Bâkî’nin, Nedîm’in bütün gazelleri; Mehmet Âkif’in İstiklâl Marşı ve Safahat’ı bu ölçüyle yazılmıştır. Hece ölçüsü dizedeki hecelerin sayısına bakarken aruz, hecelerin uzunluğuna ve kısalığına bakar. Bu yazıda aruzun temel kurallarını, en çok kullanılan kalıplarını ve bir beytin nasıl ölçüldüğünü (takti) örnekle anlatıyoruz.
Aruz ölçüsü nedir?
Aruz, dizelerdeki uzun ve kısa hecelerin belli kalıplara göre sıralanmasına dayanan bir ölçü sistemidir. Arap edebiyatında doğmuş, 8. yüzyılda Halil bin Ahmed tarafından kurallara bağlanmıştır. Fars edebiyatı aracılığıyla Türk edebiyatına geçmiştir. Türkçede aruzla yazılmış ilk büyük eser, Yusuf Has Hâcib’in 11. yüzyılda yazdığı Kutadgu Bilig‘dir.
Aruzu anlamak için bir dizenin yalnızca kaç heceden oluştuğuna değil, her hecenin “uzun” mu “kısa” mı okunduğuna bakmak gerekir. Divan şairleri bu uzun ve kısa hecelerin dizilişinden doğan ritmi, bir müzik ölçüsü gibi kullanmıştır.
Uzun ve kısa hece
- Kısa hece (.): Kısa ünlüyle biten açık hecedir. Örnek: ba, ne, di.
- Uzun hece (–): Ünsüzle biten kapalı hece ya da uzun ünlüyle (â, î, û) biten açık hecedir. Örnek: gül, aşk, câ, dî.
- Bir buçuk hece (– .): Uzun ünlüden sonra bir ünsüzle biten ya da iki ünsüzle biten hece bir uzun, bir kısa hece değerindedir. Örnek: yâr, dost, aşk kelimeleri dizenin içinde bu değeri alabilir.
- Dizenin son hecesi her zaman uzun sayılır.
Aruzun kusurları ve ölçüyü tutturma yolları
Türkçede uzun ünlü bulunmadığı için Türkçe kelimelerin aruza uydurulması zordur. Şairler ölçüyü tutturmak için bazı yollara başvurur. Bunlardan bazıları kusur sayılır:
- İmale: Kısa bir heceyi ölçü gereği uzun okumaktır. Özellikle Türkçe kelimelerde yapıldığında kusur sayılır.
- Zihaf: Uzun bir heceyi ölçü gereği kısa okumaktır. İmaleden daha ağır bir kusur sayılır.
- Ulama: Ünsüzle biten bir kelimeyi, ünlüyle başlayan sonraki kelimeye bağlayarak okumaktır. Örneğin “aşk imiş” ulamayla “aş-kı-miş” diye okunur. Ulama kusur sayılmaz, ölçüyü tutturmanın en doğal yoludur.
- Med: Bir buçuk değerindeki bir heceyi uzun ve kısa iki hece gibi okumaktır.
Tef’ileler ve aruz kalıpları
Aruzda uzun ve kısa hecelerin dizilişi, Arapça f-‘-l kökünden türetilmiş kelimelerle gösterilir. Bunlara tef’ile denir. Birkaç tef’ile yan yana gelerek bir aruz kalıbı oluşturur.
| Tef’ile | Hece değeri |
|---|---|
| fâilün | – . – |
| feûlün | . – – |
| mefâîlün | . – – – |
| fâilâtün | – . – – |
| feilâtün | . . – – |
| müstef’ilün | – – . – |
| mef’ûlü | – – . |
| mefâilün | . – . – |
En çok kullanılan aruz kalıpları
- Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün: Gazellerde en sık kullanılan kalıplardan biridir. Bâkî‘nin “Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ” gazeli bu kalıpla yazılmıştır.
- Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün: Divan şiirinin en yaygın kalıplarındandır. Fuzûlî‘nin “Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir” gazeli bu kalıptadır.
- Mef’ûlü mefâilün feûlün: Mesnevîlerde sık kullanılan kısa bir kalıptır. Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsi bu kalıpla yazılmıştır.
- Feilâtün feilâtün feilâtün feilün: Akıcı ve coşkulu bir kalıptır. Mehmet Âkif‘in İstiklâl Marşı bu kalıpla yazılmıştır.
- Feûlün feûlün feûlün feûl: Kutadgu Bilig‘in ve İran destanı Şehnâme‘nin kalıbıdır.
Örnek takti: Bâkî’nin beyti
Bir dizenin hangi aruz kalıbıyla yazıldığını bulmaya takti denir. Bâkî’nin ünlü gazelinin ilk dizesini ölçelim:
Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ
Önce dizeyi hecelerine ayırırız. “Şâh-ı aşkın” ulamayla “şâ-hı-aş-kın” diye okunur:
| Heceler | Değer | Tef’ile |
|---|---|---|
| E-zel-den-şâ | . – – – | mefâîlün |
| hı-aş-kın-ben | . – – – | mefâîlün |
| de-i-fer-mâ | . – – – | mefâîlün |
| nı-yüz-câ-nâ | . – – – | mefâîlün |
Böylece dizenin mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün kalıbıyla yazıldığı ortaya çıkar. Üçüncü bölümde izafet -i‘sinin ölçü gereği uzun okunduğuna dikkat edin; izafet kesresi aruzda ihtiyaca göre kısa ya da uzun okunabilir. Gazelin tamamını ve günümüz Türkçesiyle açıklamasını buradan okuyabilirsiniz.
Aruz Türk şiirinde ne zamana kadar kullanıldı?
Aruz, divan şiirinin bütün dönemlerinde tek ölçü olarak kullanıldı. Tanzimat ve Servet-i Fünûn şairleri de aruzu bırakmadı; Tevfik Fikret aruzu konuşma diline yaklaştırarak yeni bir ses kazandırdı. 20. yüzyılda Mehmet Âkif ve Yahya Kemal aruzun son büyük ustaları oldu. Yukarıda değindiğimiz gibi İstiklâl Marşı da aruzla yazılmıştır. Millî Edebiyat döneminde ise hece ölçüsü öne çıktı ve aruz zamanla yerini ona bıraktı. Hece ölçüsünü “Hece ölçüsü nedir?” yazımızda anlattık.
Aruz ile hece ölçüsü arasındaki fark
| Aruz | Hece | |
|---|---|---|
| Neye dayanır? | Hecelerin uzunluğuna ve kısalığına | Hecelerin sayısına |
| Kökeni | Arap edebiyatı | Türk şiirinin kendi ölçüsü |
| Kullanıldığı edebiyat | Divan edebiyatı, Tanzimat, Servet-i Fünûn | Halk edebiyatı, Millî Edebiyat ve sonrası |
| Dile uygunluğu | Türkçeye uydurmak zordur, imale ve zihaf gerekir | Türkçenin yapısına uygundur |
Sık sorulan sorular
Aruz ölçüsü nedir?
Aruz, dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre belli kalıplara uydurulmasına dayanan, Arap edebiyatından gelen bir ölçü sistemidir.
Aruzla yazılan ilk Türk eseri hangisidir?
Aruzla yazılmış ilk büyük Türk eseri, Yusuf Has Hâcib’in 11. yüzyılda yazdığı Kutadgu Bilig‘dir.
İmale ve zihaf nedir?
İmale kısa bir heceyi ölçü gereği uzun okumak, zihaf ise uzun bir heceyi kısa okumaktır. İkisi de aruz kusuru sayılır.
Takti ne demek?
Bir dizeyi hecelerine ayırıp uzun ve kısa heceleri belirleyerek hangi aruz kalıbıyla yazıldığını bulmaya takti denir.



Düşüncenizi yazın