Fesâd-ı aşkı tâ gördüm salâh-ı akldan dûrem
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Fesâd-ı aşkı tâ gördüm salâh-ı akldan dûrem
Meni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma‘zûrem
Eğer çâk-i girîbân eylesem men‘eylemen çün men
Metâ‘-ı nengden ârî libâs-ı ârdan ûrem
Men ü sahrâ-yi vahşet menzil etmen âfiyet küncin
Esir-i dâm-ı zulmet olmazem çün tâlib-i nûrem
Temerrüd akl fermânından etsem dûstlar bi’llâh
Meni re’yümle sanman aşk sultânına me’mûrem
Mana kim ta‘ne eyler kim nasîhat ehl-i âlemden
Hoşem kim i‘tibar-ı aşk ile her dilde mezkûrem
Belâ-yı aşk u derd-i dûst terkin kılmazem zâhid
Ne muştâk-ı behiştem sen kimi ne tâlib-i hûrem
Hayâl-i çîn-i zülf ü tâk-ı ebrûsiyle zevküm gör
Sanasen haşmet ile Kisrîyem kadr ile Fağfûrem
Garaz bir ad imiş âlemde men hem eyledüm bir ad
Bi-hamdi’llâh Fuzûlî rind ü rüsvâlıkda meşhûrem
Şiirin açıklaması
Yolda Leylâ ile karşılaşıp aklını büsbütün yitiren Mecnûn, insanlardan uzaklaşmaya karar verir ve bu gazeli yazıp gönderir. Gazel, kendisini kınayan ve öğüt verenlere bir cevaptır: Mecnûn, aklın düzeninden çıkmayı kendi isteğiyle değil, "aşk sultanının buyruğuyla" yaptığını söyler.
1. Aşkın bozgunluğunu gördüğümden beri aklın düzgünlüğünden uzağım; ey öğüt veren, beni rüsvay görüp ayıplama, mazurum.
2. Yakamı yırtarsam beni engellemeyin; çünkü ben utanç malından arınmış, ar elbisesinden soyunmuş biriyim.
3. Ben ve vahşet çölü; esenlik köşesini yurt edinmem. Nur arayan biri olduğum için karanlık tuzağına tutsak olmam.
4. Dostlar, aklın buyruğuna kafa tutsam, Allah aşkına bunu kendi isteğimle yaptığımı sanmayın; ben aşk sultanının memuruyum.
5. Dünya halkından kim beni kınar, kim öğüt verir? Ben hoşnudum ki aşk sayesinde her dilde anılıyorum.
6. Ey zâhid, aşk belâsını ve sevgilinin derdini bırakmam; ben senin gibi ne cennete özlem duyarım ne de huri isterim.
7. Sevgilinin zülfünün kıvrımının ve kaşının kemerinin hayaliyle zevkimi gör: Sanırsın ihtişamda Kisrâ, değerde Fağfur'um.
8. Meğer dünyada amaç bir ad bırakmakmış; ben de bir ad edindim. Elhamdülillah, Fuzûlî rintlik ve rüsvaylıkta meşhurdur.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Mecnûn'un dilinden söylenir ve 9. Bölüm: Mecnûn’un Deliliği bölümünde yer alır (beyit 889–896). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- fesâd
- bozukluk
- salâh
- iyilik, düzgünlük
- rüsvâ
- rezil
- nâsih
- öğüt veren
- neng
- utanç
- âr
- utanma, haya
- ûr
- çıplak
- vahşet
- ıssızlık
- künc-i âfiyet
- esenlik köşesi
- temerrüd
- dikbaşlılık
- ta'ne
- kınama
- zâhid
- sofu
- hûr
- huri
- çîn-i zülf
- zülüf kıvrımı
- tâk-ı ebrû
- kaş kemeri
- Kisrâ
- Sasani hükümdarlarının unvanı
- Fağfûr
- Çin hükümdarlarının unvanı
- rind
- kalıplara aldırmayan kişi