Dervişlik hırkada tacda değildir
Var bir gerçek erden kuşan kuşağıAnları kurt yemez ucda değildir
Halk şairi, derviş
14. yüzyıl – 15. yüzyıl · Alâiye (Alanya)
Alevî-Bektaşî şiirinin ilk büyük ustalarından. Mizahla, şaşırtıcı imgelerle ve derin bir hoşgörüyle söylediği nefesleri ve "nâme"leriyle tanınır.
Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında bilinenlerin çoğu menkıbelere dayanır. 14. yüzyılın ikinci yarısında Alâiye'de (Alanya) doğduğu, bölgenin beyinin oğlu olduğu ve asıl adının Alâeddin Gaybî olduğu rivayet edilir. Gençliğinde bir av sırasında tanıştığı Abdal Musa'ya bağlanarak dervişliğe adım attığı anlatılır.
Abdal Musa'nın dergâhında yetişti ve şeyhinden icazet aldıktan sonra uzun yolculuklara çıktı. Mısır'a gittiği ve orada bir tekke kurduğu rivayet edilir; Kahire'deki Mukattam tepesinde bulunan Kaygusuz Tekkesi, adını ondan alır. 15. yüzyılın ortalarında öldüğü düşünülmektedir.
Kaygusuz Abdal, Yunus Emre'nin açtığı yolda ilerleyen, ama ona kendine özgü bir ses katan bir şairdir. Şiirlerinin en belirgin özelliği mizahtır: "şathiyye" denen, ilk bakışta saçma ya da alaycı görünen ama derin tasavvufi anlamlar taşıyan şiirleri onun en ünlü eserleridir. Dış görünüşe, gösterişçi dindarlığa ve kuru sofuluğa karşı çıkar; asıl ibadetin insan gönlünü kırmamak olduğunu söyler.
Dolabnâme, Minbernâme, Budalanâme, Gevhernâme ve Sarâynâme gibi manzum ve mensur eserleri, ayrıca bir Divan'ı vardır.
Suâl ettim bu gün ben bir dolaba
Niçün dâim sürersin yüz bu âba