Câme-hâb ol âfeti aldıkça tenhâ koynuna
Bâkî · Dîvân
Câme-hâb ol âfeti aldıkça tenhâ koynuna
Sanuram ebrin girer mâh-ı şeb ârâ koynuna
Subh-dem ey fâhte bî-hûde efgaan eyleme
Çün girersin her gice bir servi bâlâ koynuna
Niçün ağlarsın felekden bilsem ey şeb-nem seni
Girmesen bari hele bir verd-i ra'nâ koynuna
Dür dişin vasfında şi'rim defterin gördü meğer
Kim sadef mecmûasını aldı deryâ koynuna
Ruhlerin şevkiyle pür-dâğ itdi Bâkî sinesin
Bir avuç berg-i gül-i ter koydu güya koynuna
Şiirin açıklaması
Her beyti "koynuna" rediflerinde biten bu gazel, Bâkî'nin hayal gücünün ve dil ustalığının güzel örneklerindendir. Ay ile bulut, kumru ile selvi, çiy ile gül, inci ile deniz gibi tabiat çiftleri, âşığın sevgiliye kavuşma özlemini dile getirmek için kullanılır.
1. Gecelik o afet güzeli yalnızken koynuna aldıkça sanırım geceyi süsleyen ay bulutun koynuna giriyor.
2. Ey kumru, sabahleyin boş yere feryat etme; nasılsa her gece bir uzun selvinin koynuna giriyorsun.
3. Ey çiy, felekten neden ağladığını bilsem; hiç olmazsa güzel bir gülün koynuna girmeseydin (o zaman ağlamana hak verirdim).
4. Deniz, inci dişini anlattığım şiir defterini görmüş olmalı ki inci kabuğunu (kıskançlıkla) koynuna sakladı.
5. Bâkî yanaklarının özlemiyle göğsünü yara içinde bıraktı; sanki koynuna bir avuç taze gül yaprağı koydu.
Sözlük
- câme-hâb
- yatak örtüsü, gecelik
- âfet
- afet gibi güzel
- ebr
- bulut
- mâh-ı şeb-ârâ
- geceyi süsleyen ay
- subh-dem
- sabah vakti
- fâhte
- kumru
- bî-hûde
- boş yere
- efgân
- feryat
- serv-i bâlâ
- uzun selvi
- şeb-nem
- çiy
- verd-i ra'nâ
- güzel gül
- dür
- inci
- sadef
- inci kabuğu
- mecmûa
- şiir defteri
- ruh
- yanak
- pür-dâğ
- yara dolu
- berg-i gül-i ter
- taze gül yaprağı
Düşüncenizi yazın