Yârdan cevr ü cefâ lûtf u kerem gibi gelür
Bâkî · Dîvân
Yârdan cevr ü cefâ lûtf u kerem gibi gelür
Gayrdan mihr ü vefâ derd ü elem gibi gelür
Firkat-ı yâr katı zâr u zebun itdi beni
Döymeyem mihnet-i hicrâna ölem gibi gelür
Uydurup leşker-i uşşâkını ol şâh-ı cihân
Nâz ile salını salını alem gibi gelür
Dil-i pür-hûn elem-i aşkun ile cûş ideli
Çeşme-i çeşmün akan suları dem gibi gelür
Bâkıyâ hangi gönül şehrine gelse şeh-i aşk
Bile endûh u belâ hayl ü haşem gibi gelür
Şiirin açıklaması
Âşığın gözünde sevgiliden gelen her şey güzeldir; başkasından gelen iyilik bile acı verir. Bâkî bu gazelde aşk padişahını, arkasında keder ve belâ ordusuyla gönül şehirlerine giren bir hükümdar olarak tasvir eder.
1. Sevgiliden gelen eziyet ve cefa bana lütuf ve iyilik gibi gelir; başkasından gelen sevgi ve vefa ise dert ve acı gibi gelir.
2. Sevgilinin ayrılığı beni çok inletti, güçsüz bıraktı; ayrılık derdine dayanamam, ölecekmişim gibi gelir.
3. O dünya güzeli, âşıklarının ordusunu ardına takıp nazla salına salına bir sancak gibi gelir.
4. Kan dolu gönül aşkının acısıyla coştuğundan beri gözümün pınarından akan sular kan gibi gelir.
5. Ey Bâkî, aşk padişahı hangi gönül şehrine gelse, keder ve belâ onun maiyeti ve askerleri gibi beraberinde gelir.
Sözlük
- cevr
- eziyet
- cefâ
- sıkıntı
- lûtf u kerem
- iyilik ve cömertlik
- gayr
- başkası
- mihr ü vefâ
- sevgi ve bağlılık
- elem
- acı
- firkat
- ayrılık
- zâr u zebûn
- inleyen ve güçsüz
- mihnet-i hicrân
- ayrılık sıkıntısı
- leşker-i uşşâk
- âşıklar ordusu
- şâh-ı cihân
- dünyanın padişahı
- alem
- sancak
- dil-i pür-hûn
- kan dolu gönül
- cûş
- coşma
- çeşme-i çeşm
- göz pınarı
- dem
- kan
- şeh-i aşk
- aşk padişahı
- endûh
- keder
- hayl ü haşem
- maiyet, asker
Düşüncenizi yazın