İçeriğe geç
13 Ekim 2026, Salı Günün dizesi: “Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni”

Kanunî Mersiyesi

Bâkî · Dîvân (Terkib-i bend)

Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng
Tâ key hevâ-yi meşgale-i dehr-i bî-direng

An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr
Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng

Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk
Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng

İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola
Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng

İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu
Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng

Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına
Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdi teng

Baş eğdi âb-ı tîğına küffâr-ı Engerüs
Şemşîri gevherini pesend eyledi Freng

Yüz yire kodu lûtf ile gül-berg-i ter gibi
Sanduka saldı hâzin-i devrân güher gibi

Hakka ki zîb ü ziynet-i ikbâl ü câh idi
Şâh-ı Skender-efser ü Dârâ-sipâh idi

Gerdûn ayağı tozuna eylerdi ser-fürû
Dünyâya hâk-ı bâr-gehi secde-gâh idi

Kem-ter gedâyı az atâsı kılurdu bây
Bir lûtfu çok mürevveti çok pâd-şâh idi

Hâk-ı cenâb-ı Hazreti der-gâh-ı devleti
Fuzl u belâgat ehline ümmîd-gâh idi

Hükm-i kazâya virdi rızâyı egerçi kim
Şâh-ı kazâ-tüvân ü kader-dest-gâh idi

Gerdûn-ı dûna zâr ü zebûn oldu sanmanuz
Maksûdu terk-i câh ile kurb-ı İlâh idi

Cân ü cihânı gözlerimiz görmese n’ola
Rûşen cemâli âleme hurşîd ü mâh idi

Hurşîde baksa gözleri halkın dolagelür
Zîrâ görünce hâtıra ol meh-likaa gelür

Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan

Yollarda kaldı gözlerimüz gelmedi haber
Hâk-i cenâb-ı südde-i devlet-meâbdan

Reng-i izârı gitdi yatur kendü huşk-leb
Şol gül gibi ki ayru düşübdür gül-âbdan

Gâhî hicâb-ı ebre girer Husrevâ felek
Yâd eyledikçe lütfunu terler hicâbdan

Tıfl-ı şirişki yerlere girsün duâm odur
Her kim gamından ağlamaya şeyh u şâbdan

Yansun yakılsun âteş-i hecrinle âftâb
Derdinle kara çullara girsün sehâbdan

Yâd eylesün hünerlerüni kanlar ağlasun
Tîğın boyunca kara batsun kırâbdan

Derd ü gamınla çâk-i girîban idüb kalem
Pirâhenini pâralesün gussadan âlem

Tîgın içürdü düşmene zahm-ı zebânları
Bahsetmez oldu kimse kesildi lisânları

Gördü nihâl-i serv-i ser-efrâz-ı nizeni
Ser-keşlik adın anmadı bir daha bânları

Her kande bassa pây-semendin nisâr içün
Hânlar yolunda cümle revân etdi kanları

Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner
Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları

Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf
Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları

Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin
Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları

Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl
Evvel konağın oldu cinân bûstânları

Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd
Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd

Şiirin açıklaması

Kanunî Sultan Süleyman'ın 1566'daki Zigetvar seferinde ölümü üzerine yazılan bu mersiye, Türk edebiyatının en ünlü ağıtıdır. Bentlerden oluşan terkib-i bend biçimindedir. Şiir, dünyanın geçiciliğini hatırlatan bir uyarıyla başlar; padişahın kahramanlığını, cömertliğini ve fetihlerini anar; güneşin, bulutların ve gökyüzünün onun yasını tuttuğunu anlatır ve "hem gazi hem şehit" olarak Allah'ın rahmetine kavuştuğu müjdesiyle biter. Aşağıda mersiyenin öne çıkan beyitleri günümüz Türkçesiyle verilmiştir.

1. Ey şan ve şeref tuzağına ayağı bağlı insan! Bu vefasız dünyanın işleriyle uğraşma hevesin ne zamana kadar sürecek?

2. O günü düşün ki ömür baharı sona erecek, lâle renkli yüz sonbahar yaprağına dönecek.

4. İnsan odur ki kalbi ayna gibi saf olsun; insansan kaplan kini göğsünde ne arar?

6. O mutluluk ülkesinin usta süvarisi ki atı koşarken dünya meydanı ona dar gelirdi.

7. Macar kâfirleri kılıcının parıltısına baş eğdi; Avrupalılar kılıcının cevherini beğenip takdir etti.

8. Taze gül yaprağı gibi lütufla yüzünü toprağa koydu; zamanın hazinedarı onu bir mücevher gibi sandığa yerleştirdi.

İkinci bentten: Gün doğdu, dünya padişahı uykudan uyanmayacak mı? Gök kadar yüce çadırından görünmeyecek mi? Gözlerimiz yollarda kaldı; devlet eşiğinden bir haber gelmedi. Yanağının rengi soldu, kuru dudaklarla yatıyor; tıpkı gül suyundan ayrı düşmüş bir gül gibi.

Son beyit: Allah'a şükür ki seni iki dünyada da mutlu kıldı; şerefli adını hem gazi hem şehit eyledi.

Sözlük

mersiye
ağıt
terkib-i bend
bentlerden oluşan şiir biçimi
pây-bend
ayak bağı
dâm-geh
tuzak yeri
nâm ü neng
şan ve şeref
dehr-i bî-direng
vefasız, geçici dünya
nev-bahâr
ilkbahar
berg-i hazan
sonbahar yaprağı
peleng
kaplan
şeh-süvâr
usta binici
rahş
at
teng
dar
âb-ı tîğ
kılıcın parıltısı
Engürüs
Macar
Freng
Avrupalı
sanduka
tabut; sandık
hâb
uyku
hayme
çadır
izâr
yanak
huşk-leb
kuru dudaklı
gül-âb
gül suyu
nâkûs
kilise çanı
saîd
mutlu
gazi
savaştan zaferle dönen

Bâkî · diğer şiirleri

Tüm şiirleri

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.