Hüsn ile sana öykünemez çün gül-i rânâ
Bâkî · Dîvân
Hüsn ile sana öykünemez çün gül-i rânâ
Hüzn ile bana benzeyemez bülbül-i şeydâ
Cân almada nâzüblik ile la'lüne söz yok
Halün dahı bir dâne-durur fıtnede ammâ
Tugrâsı berâtun yazılur ekseri altın
Ruyunda kaşun zerd olur ise n'ola şâhâ
Bezm içre sürâhi gibi kan ağladuğum bu
Sâki lebüne kan yağı oldı mey-i hamrâ
İller yiye şeftâlusını bâg-ı cemâlün
Ey sib-zekân Bâkî nice bir diye eyvâ
Şiirin açıklaması
Sevgilinin güzelliği ile âşığın hüznünü karşılaştırarak açılan bu gazel, divan şiirinin sevilen cinaslarıyla süslüdür. Son beyitte "şeftali" öpücüğü, "eyvâ" ise hem ayvayı hem de "eyvah" sözünü çağrıştırır: Elâlem güzelin şeftalisini yerken, âşığa "ayva" (eyvah) demek kalır.
1. Güzellikte güzel gül sana benzeyemez; hüzünde de çılgın bülbül bana benzeyemez.
2. Can almakta, nazlılıkta lâl dudağına söz yok; ama fitne çıkarmakta yanağındaki ben de eşsiz bir tanedir.
3. Beratların tuğrası çoğu zaman altınla yazılır; ey güzeller padişahı, yüzündeki tuğra gibi kaşın altın renginde olsa buna şaşılır mı?
4. Mecliste sürahi gibi kan ağlamamın sebebi şudur: Ey sâkî, kırmızı şarap senin dudağına kavuştu.
5. Elâlem senin güzellik bahçenin şeftalisini yesin; ey elma çeneli, Bâkî ne zamana kadar "eyvah" (ayva) desin?
Sözlük
- hüsn
- güzellik
- gül-i ra'nâ
- güzel gül
- hüzn
- hüzün
- bülbül-i şeydâ
- çılgın bülbül
- nâzüklik
- nazlılık
- la'l
- kırmızı dudak
- hâl
- ben
- dâne
- tane; tuzak yemi
- fitne
- karışıklık
- tuğra
- padişah imzası
- berât
- ferman, belge
- zerd
- sarı, altın rengi
- mey-i hamrâ
- kırmızı şarap
- şeftâlû
- şeftali; mecazen öpücük
- bâğ-ı cemâl
- güzellik bahçesi
- sîb-zekân
- elma çeneli
- eyvâ
- ayva; "eyvah" anlamında cinas
Düşüncenizi yazın