Mutasavvıf şair
Niyâzî-i Mısrî
1618 – 1694 · Malatya (Aspozi)
Halvetiyye'nin Mısriyye kolunun kurucusu Malatyalı mutasavvıf şair; dervişlerce okunan Dîvân'ı ve Limni sürgünleriyle tanınır.
Hayatı
Asıl adı Mehmed'dir; Niyâzî ve Mısrî mahlaslarını birlikte kullandığı için Niyâzî-i Mısrî diye tanınır. 9 Mart 1618'de Malatya'nın Aspozi kasabasında doğdu. Babası Nakşibendî dervişi Soğancızâde Ali Çelebi'dir. Gençliğinde tasavvuf meclislerine karşıyken zamanla görüşü değişti. Diyarbakır ve Mardin'de mantık ve kelâm okudu; 1640'ta gittiği Kahire'de Ezher'de öğrenim gördü ve bir Kādirî şeyhine bağlandı.
Kahire'den ayrıldıktan sonra Mısır, Suriye ve Anadolu'yu dolaştı. 1647'de Elmalı'da Halvetî şeyhi Ümmî Sinan'a intisap etti ve dokuz yıl onun hizmetinde bulundu. 1656'da halife olarak Uşak, Çal ve Kütahya'da irşad faaliyetinde bulundu. Kadızâdeliler'le ilgili söylentiler üzerine 1661 civarında Bursa'ya yerleşti; 1669'da burada onun için bir tekke yapıldı.
Edirne'deki bir vaazının ardından 1674'te Rodos'a sürüldü ve yaklaşık dokuz ay sonra serbest bırakıldı. 1677'de Limni'ye sürgün edildi, orada on beş yıl kadar kaldı. II. Ahmed 1692'de Bursa'ya dönmesine izin verdi; ancak 1693'te Edirne'den yeniden Limni'ye gönderildi. 16 Mart 1694'te Limni'de öldü; mezarının üzerine bir türbe yapıldı. Halvetiyye'nin Mısriyye kolunun kurucusu kabul edilir.
Türkçe şiirlerinden oluşan Dîvân'ı dervişler arasında yaygın biçimde okundu; bazı şiirleri bestelendi. En önemli eseri Arapça Mevâidü'l-irfân'dır. Tuhfetü'l-uşşâk, Risâle-i Devriyye ve Yunus Emre'nin bir şiirine yazdığı şerh de eserleri arasındadır. Vahdet-i vücûd anlayışını benimsedi; şiirlerinde Ehl-i beyt sevgisi ve ihlas öne çıkar. Şekilci din anlayışını eleştiren tavrı ve bazı görüşleri kendi döneminde tartışmalara yol açtı.
Niyâzî-i Mısrî hakkında yazılar
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Niyâzî-i Mısrî" maddesi