Münâcât Nedir? Özellikleri ve Yesevî’den Şinâsî’ye Örnekler
Münâcât nedir, nasıl yazılır? Allah'a yakarış şiirlerinin özellikleri, nazım şekilleri ve Türk edebiyatından örnekler.
Münâcât, klasik edebiyatımızda konusu Allah’a yakarış olan şiirlere verilen addır. Divan şairlerinden tekke şairlerine, Tanzimat’tan bugüne kadar hemen her şair bu türde şiir yazmıştır. Bu yazıda münâcâtın anlamını, özelliklerini ve sitemizde okuyabileceğiniz örnekleri TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Münâcât” maddesine dayanarak anlatıyoruz.
Münâcât ne demek?
Münâcât kelimesi, Arapçada “fısıldamak” anlamına gelen necv kökünden türer ve “fısıldaşmak, bir sırrı paylaşmak” demektir. Genellikle “yalvarmak, yakarmak, dua etmek” anlamında kullanılır. Edebiyat terimi olarak Allah’a yakarış amacıyla yazılmış manzum ve mensur eserleri ifade eder. Türk din mûsikisinde ise ramazan boyunca sabah ezanından önce minarede okunan manzumelere de münâcât denir.
Divanlarda ve mesnevilerde münâcâtın yeri
İslâm kitap geleneğinde bir eser Allah’a hamd ve Peygamber’e salâvatla başlar. Divanlarda ve mesnevilerde bunun yerini tevhid, münâcât, na’at ve mi’râciyye gibi dinî şiirler alır. Mesnevilerde münâcât yalnızca girişte bulunmaz; olayların akışı içinde, kahramanların ağzından söylenmiş münâcâtlara da rastlanır. Fuzûlî‘nin Leylâ vü Mecnûn‘u bunun güzel örneklerindendir; mesnevinin konusu için Leylâ ile Mecnûn Özeti yazımıza bakabilirsiniz.
Münâcâtın özellikleri
- Nazım şekli: Çoğunlukla kaside biçimi kullanılır; gazel, mesnevi, kıta, rubâî, terkib-i bend ve terci-i bend ile yazılmış örnekler de vardır.
- Ölçü: Divan şiirinde aruzun daha çok hezec ve remel bahirleri; tekke şiirinde ise çoğunlukla sekizli hece ölçüsü kullanılır. Bu vezin tercihleri, münâcâtların bestelenmek üzere yazıldığını düşündürür.
- Duygu: Münâcâtlar esas olarak günahkârlık ve pişmanlık duygularının dile getirildiği şiirlerdir. Allah’ın rahîm, rahmân, gaffâr, settâr, kerîm gibi bağışlayıcılığını anlatan isimleri sıkça anılır.
- Havf ve recâ: Şairin ruhunda korku (havf) ile ümidin (recâ) çarpışması, münâcâtlarda lirizmi doğuran en önemli duygudur.
- Kaside düzeni: Kaside biçimli münâcâtlarda nesîb ve fahriye bölümleri bulunmayabilir; bunun yerine önce Allah’ın sıfatları, sonra bu sıfatların kâinattaki tecellileri anlatılır, ardından yakarışa geçilir.
Türk edebiyatında münâcât
Türün ilk örnekleri İslâm sonrası Arap edebiyatında ortaya çıkmış, Fars edebiyatında tasavvufî sembollerle zenginleşmiştir. Türk edebiyatında Kutadgu Bilig‘in başındaki tevhidde münâcât niteliği taşıyan beyitler vardır. Ahmed Yesevî‘nin Dîvân-ı Hikmet‘indeki altıncı hikmet aynı zamanda bir münâcâttır. Divan geleneğinde Ahmed-i Dâî, Şeyhî, Ali Şîr Nevâî, Fuzûlî, Muhibbî, Nef’î ve Nâilî; tekke şiirinde Yunus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Kemal Ümmî ve Niyâzî-i Mısrî en güzel münâcâtları yazanlar arasında anılır.
Tanzimat’tan sonra münâcât geleneği farklı bir sesle sürdü: Teslimiyet ve tevekkülün yerini zaman zaman kişisel şüpheler aldı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Şinâsî, Ziyâ Paşa ve Mehmed Âkif gibi şairlerde yalvarışın taşkın bir biçimde dile getirildiği, ardından bu sözlerden duyulan pişmanlığın anlatıldığı görülür.
Sitemizdeki münâcât örnekleri
- Münâcât (Ahmed Yesevî): 12. yüzyıl Türkistan’ından, hece ölçüsüyle söylenmiş bir yakarış; şair rahmet diler ve hikmetlerinin değerini anlatır.
- Münâcât (Şinâsî): Tanzimat’ın öncü şairinin, kâinatın düzeninden Allah’ın varlığına delil getiren ve pişmanlıktan ümide geçen beyitleri.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Münâcât” maddesi (Muhsin Macit), islamansiklopedisi.org.tr/munacat
- Vikikaynak, Ahmed Yesevi, “Münacaat”
- Vikikaynak, İbrahim Şinâsî, “Münâcât”
Düşüncenizi yazın