Romandan ekrana, konaktan köye: bu sezon ekrandaki aşk hikâyeleri
Leylâ ile Mecnûn’dan bu yana anlatılan aşk hikâyelerinin ortak bir yanı var: aşıkları ayıran şey çoğu zaman aşkın kendisi değil, etrafındaki dünya oluyor. Aileler, sınıflar, sırlar. Bu sezon ekranlara baktığımızda aynı motifin farklı kılıklarda geri döndüğünü görüyoruz.
Bir romandan uyarlama: Masumiyet Müzesi. Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan dizi, 1970’lerin İstanbul’unda varlıklı bir adamla bir tezgâhtar kız arasındaki yasak ilişkiyi ve bu ilişkinin bir ömür süren bir tutkuya dönüşmesini anlatıyor. Kemal’i Selahattin Paşalı, Füsun’u Eylül Lize Kandemir canlandırıyor. Mecnûn’un çöle düşmesi ile Kemal’in sevdiğine dair her nesneyi saklaması arasında, yüzyılları aşan bir akrabalık var. Dizinin fragmanları ve oyuncu kadrosu için: Masumiyet Müzesi fragmanları.
Konağa gelen gelin: Sevdiğim Sensin. Askerliğini bitirmek üzere olan Erkan, bir köyde yaşayan Dicle’yi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için onunla evlenir. Dicle’nin İstanbul’daki Aldur konağına gelmesiyle aile içindeki dengeler sarsılır. Gelenekle modern hayat arasındaki gerilim ve zamanla filizlenen bir sevgi, klasik halk hikâyelerindeki “zorunlu birliktelikten doğan aşk” temasını hatırlatıyor. Başrollerde Aytaç Şaşmaz ve Helin Kandemir var; dizi perşembe akşamları Star TV’de. Sevdiğim Sensin’in bölüm fragmanları
Sırların gölgesinde: Güller ve Günahlar. Dürüstlüğe her şeyden çok önem veren Serhat Tecer, eşi Berrak’ın uzun süredir büyük bir sır sakladığını öğrenir. Ailenin yeni dadısı Zeynep’le yolları kesiştiğinde ikisi de yalanlarla örülü bir ağın içine çekilir. Murat Yıldırım ve Cemre Baysel’in başrolde olduğu dizi cumartesi akşamları Kanal D’de.
Klasiklerde aşkın önündeki engel bazen bir baba, bazen bir dağ, bazen de bir çöldü. Bugünün dizilerinde bu engel bir konak, bir sır ya da bir sınıf farkı oluyor. Hikâye aynı, kıyafetler değişiyor.

Düşüncenizi yazın