Memduh Şevket Esendal ve Çehov Tarzı Hikâye
Çehov tarzı hikâye nedir? Memduh Şevket Esendal'ın hayatı, iki dönemi, konuları, dili ve eserleri.
Türk hikâyeciliğinde “Çehov tarzı” denince akla ilk gelen isimlerden biri Memduh Şevket Esendal‘dır. Büyük olaylar yerine gündelik hayatın küçük anlarını, sıradan insanların ruh hâllerini anlatan Esendal, kendi döneminde pek tanınmasa da modern Türk hikâyesinin önemli ustalarından sayılır. Bu yazıda onu TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki bilgiler ışığında tanıtıyoruz.
Hayatı
Memduh Şevket, 28 Mart 1884’te Çorlu’da doğdu; asıl adı Mustafa Memduh’tur. Düzenli bir eğitim görmedi, kendi kendini yetiştirdi. Bir süre çiftçilik yaptı, Reji’de çalıştı ve genç yaşta İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne girdi. İstanbul’un işgali üzerine İtalya’ya geçmek zorunda kaldı, dönüşünde Ankara’ya giderek Millî Mücadele’ye katıldı.
Cumhuriyet döneminde Bakü (1920-1924), Tahran (1925-1930) ve Kâbil (1933-1941) elçiliklerinde bulundu; Elazığ ve Bilecik milletvekilliği, 1942-1945 arasında da CHP genel sekreterliği yaptı. 17 Mayıs 1952’de Ankara’da öldü.
İki dönem: Maupassant’tan Çehov’a
Esendal edebiyata 1908’de Tanin gazetesinde çıkan “Veysel Çavuş” hikâyesiyle girdi. TDV İslâm Ansiklopedisi, sanat hayatını iki döneme ayırır:
- Birinci dönem (1908-1920): Kendinden önceki hikâye geleneğine bağlıdır; Maupassant tarzına yakındır. Hikâyeler giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine göre kurulur; gücünü belli bir amaca göre seçilmiş olaydan ve açık zıtlıkların çatışmasından alır, okurun merakını kamçılayan gerilimlerle yüklüdür.
- İkinci, ustalık dönemi (1921-1952): Bakü’de Çehov’u tanıyan yazar, bu dönemde Çehov tarzını benimser. Büyük olaylara ve çatışmalara ihtiyaç duymaz; gündelik hayattaki herhangi bir durum hikâye için yeterlidir. Hikâye çoğu zaman giriş bölümü olmadan doğrudan olayla başlar ve belli bir sonuca varmadan biter. Asıl amaç, kişilerin ruh hâlini sezdirmektir.
Konuları ve kahramanları
Esendal’ın hikâye ve romanlarında aile kurumu, yöneten ile yönetilen arasındaki ilişki, gündelik hayatı içinde “küçük insan”, yozlaşma, çocukluk ve düşkünlere acıma gibi konular öne çıkar. Yazar, imparatorluktan Cumhuriyet’e geçiş döneminin sıkıntılarına eğilir ve sık sık fakir kenar semtlere yönelir. Memur, bürokrat, yarı aydın, ev kadını, alafranga kesim, esnaf, din adamı ve dedikoducu tipler onun kahraman kadrosunun belkemiğidir. Kahramanları çoğunlukla dışa dönük, iyimser ve hareketli insanlardır.
Dili ve üslubu
Güçlü bir Türkçecilik bilincine sahip olan Esendal, ilk hikâyelerinde Edebiyât-ı Cedîde ile Millî Edebiyat‘ın dil anlayışı arasında gidip gelir. 1920’lerden itibaren kitabî yazı dilinden uzaklaşıp hızla konuşma diline yaklaşır; 1930’larda kendine has kısa, basit ve tabiî cümlesini bulur. Üslubu sohbet havasındadır, büyük ölçüde diyaloğa dayanır; ayrıntıdan uzak durur. Yumuşak, mizahî ve hoşgörülüdür; eleştirmekten çok anlamaya çalışır.
Eserleri
Hayattayken yalnızca iki hikâye kitabı (Hikâyeler Birinci Kitap ve Hikâyeler İkinci Kitap, 1946) basıldı. Eserlerini M.Ş., M.Ş.E. gibi kısaltmalarla imzalaması ve şöhret peşinde koşmaması, devrinde az tanınmasının sebepleri arasında sayılır. Ölümünden sonra Otlakçı (1958), Mendil Altında (1958), Temiz Sevgiler (1965), Ev Ona Yakıştı (1971), Veysel Çavuş (1984), Bizim Nesibe (1985) gibi pek çok hikâye kitabı yayımlandı. Romanları Ayaşlı ile Kiracıları (1934’te Vakit‘te tefrika), Vassaf Bey ve Miras‘tır.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esendal, Memduh Şevket” maddesi (İsmail Çetişli), islamansiklopedisi.org.tr/esendal-memduh-sevket
Düşüncenizi yazın