Çıktım yücesine seyrân eyledim
Çıktım yücesine seyrân eyledim
Ceber özü çayır çimen görünür
Bir firkat geldi de coştum ağladım
Al yeşil bahçeli kaman görünür
Şaştım ey Allahım ben de pek şaştım
Devrettim Akdağı Buruğa düştüm
Yozgad’ın üstüne bir ateş saçtım
Yanar oylum oylum duman görünür
Biter Kırşehri’nin gülleri biter
Çığrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşında keman görünür
Gönül arzuladı Niğde’yi Bor’u
Gün be gün artmakta yiğidin zârı
Çifte bedestanlı koca Kayseri
Erciyes karşısında karlı görünür
Der Dadaloğlu’yum zatından zatı
Çekin ağırlayın gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
Ağyara gidecek yollar görünür
Şiirin açıklaması
Dadaloğlu'nun göçebe hayatın geçtiği toprakları tek tek andığı bir koşma. Akdağ, Yozgat, Kırşehir, Niğde, Bor ve Kayseri; Erciyes'in karlı zirvesi karşısında uzanan bu yurt, şairin gözünde hem güzellikleri hem de ayrılık acısıyla yer alır. Son dörtlükte göçün bir istek değil, zorunluluk olduğu vurgulanır.
1. dörtlük: Yücesine çıkıp seyre daldım; çayır çimen görünüyor. Bir ayrılık acısı geldi, coşup ağladım; al yeşil bahçeli Kaman görünüyor.
2. dörtlük: Allah'ım, şaşırdım kaldım; Akdağ'ı aşıp Buruk'a düştüm. Yozgat'ın üstüne bir ateş saçtım; dumanı tabaka tabaka yanıyor.
3. dörtlük: Kırşehir'in gülleri açar, dallarında bülbüller öter; ufacık güzeller yetişir, kaşları yay gibidir.
4. dörtlük: Gönlüm Niğde'yi, Bor'u arzuladı; yiğidin iniltisi günden güne artıyor. Çifte bedestanlı büyük Kayseri, karşısında karlı Erciyes'le görünüyor.
5. dörtlük: Dadaloğlu'yum, soydan soya; gökçe kır atı ağırlayın. Bizim ilin muradı göçmek değil; yabancılara gidecek yollar görünüyor.
Sözlük
- yüce
- yüksek yer, tepe
- seyran
- gezinti, seyir
- firkat
- ayrılık
- oylum oylum
- katman katman, yoğun
- keman
- yay
- zâr
- inleme, ağlama
- bedestan
- kapalı çarşı
- zat
- soy, öz
- gökçe
- maviye çalan, güzel
- ağyar
- yabancılar, başkaları
Düşüncenizi yazın