İçeriğe geç
13 Ekim 2026, Salı Günün dizesi: “Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni”

Parlak yıldız

John Keats · Çeviri: leylailemecnun.net

Parlak yıldız, keşke senin gibi sebatlı olsaydım;
Ama gecenin yükseklerinde yalnız bir ihtişamla asılı,
Sonsuza dek açık göz kapaklarıyla seyrederek değil,
Doğanın sabırlı, uykusuz bir ermişi gibi,
Akan suların, dünyanın insanlı kıyılarında
Rahip görevi gibi yaptığı o temiz yıkanışı,
Ya da bakarak dağların, kırların üstüne
Yeni ve yumuşak düşmüş kar örtüsüne;
Hayır, ama yine de sebatlı, yine değişmez,
Güzel sevgilimin göğsüne başımı koymuş,
Sonsuza dek duymak onun yumuşak inip kalkışını,
Tatlı bir huzursuzlukla sonsuza dek uyanık,
Hep, hep duymak onun narin soluğunu,
Ve böyle sonsuza dek yaşamak, ya da bayılıp ölmek.

Şiir hakkında

Keats'in en ünlü sonelerinden biridir ve Fanny Brawne'a duyduğu aşkla ilişkilendirilir. Şair, gökte hiç kımıldamadan parlayan yıldızın sebatını kıskanır; ama onun soğuk ve yalnız sonsuzluğunu değil, sevgilisinin yanında geçecek bir sonsuzluğu ister. Keats'in hastalığı ve erken ölümü düşünüldüğünde, şiirin son sözcükleri ayrı bir hüzün taşır.

Türkçesi: leylailemecnun.net (İngilizceden).

Özgün metin

Bright star, would I were stedfast as thou art—
Not in lone splendour hung aloft the night
And watching, with eternal lids apart,
Like nature's patient, sleepless Eremite,
The moving waters at their priestlike task
Of pure ablution round earth's human shores,
Or gazing on the new soft-fallen mask
Of snow upon the mountains and the moors—
No—yet still stedfast, still unchangeable,
Pillow'd upon my fair love's ripening breast,
To feel for ever its soft fall and swell,
Awake for ever in a sweet unrest,
Still, still to hear her tender-taken breath,
And so live ever—or else swoon to death.

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.