İçeriğe geç
14 Ekim 2026, Çarşamba Günün dizesi: “Yârdan cevr ü cefâ lûtf u kerem gibi gelür”
Edebiyat

Divan Edebiyatında Kadın Şairler: Mihrî Hatun’dan Leylâ Hanım’a

Divan edebiyatında kadın şairler kimlerdir? Zeynep Hatun ve Mihrî Hatun'dan Hubbî Hatun'a, Fitnat Hanım'dan Leylâ Hanım ve Şeref Hanım'a; hayatları, eserleri ve şiirlerinden örnekler.

leylailemecnun4 dk okuma
Paylaş
Tezhipli eski bir divan el yazması, tüy kalem, mürekkep hokkası ve gül yaprakları

Divan edebiyatı denince akla çoğu zaman Fuzûlî, Bâkî, Nedîm gibi erkek şairler gelir. Ama altı yüz yıllık bu gelenekte, kendi divanlarını oluşturan, şiirleri tezkirelerde övülen ve dönemlerinin edebiyat çevrelerinde saygı gören kadın şairler de vardır. Sayıları erkek şairlere göre az olsa da, bu şairler divan şiirine kendine özgü bir ses kattılar.

Kadın şairler neden azdır?

Divan şiiri medresede ve sarayda gelişen bir sanattı; Arapça, Farsça, aruz ve uzun bir edebiyat eğitimi gerektiriyordu. Bu eğitime ulaşabilen kadınlar çoğunlukla âlim, kadı ya da devlet adamı ailelerinin kızlarıydı. Şairlerin bir araya geldiği meclisler de kadınlara açık değildi. Bu yüzden divan edebiyatında adı bilinen kadın şairlerin çoğu, kültürlü ve varlıklı ailelerden gelir.

Reklam

Divan şiirinin dili de bir zorluk yaratıyordu: Bu şiirde âşık geleneksel olarak erkek, sevgili ise cinsiyeti belirsiz bir güzeldir. Kadın şairler çoğu zaman bu kalıpların içinde yazdılar; ama bazıları, özellikle Mihrî Hatun, şiirlerinde kendi kadın kimliklerini de açıkça dile getirdi.

15. yüzyıl: İki Amasyalı şair

Zeynep Hatun

Anadolu sahasında divanı bilinen ilk kadın şairlerden biridir. Amasyalı bir kadı ailesinden gelen Zeynep Hatun, iyi bir eğitim gördü; Türkçe ve Farsça şiirler yazdı. Tezkirelere göre divanını Fâtih Sultan Mehmed’e sunmuştur.

Mihrî Hatun

15. yüzyılın en tanınmış kadın şairi Mihrî Hatun‘dur. Asıl adı Mihrünnisâ’dır; babası, Belâyî mahlasıyla şiirler yazan kadı Mehmed Efendi’dir. Hayatını Amasya’da geçirmiştir. II. Bayezid’in oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya valiliği sırasında onun çevresindeki şair ve âlimlerle tanışmış, şehzadeye kasideler sunmuştur. Hiç evlenmediği bilinir. Tezkire yazarları onu “Hatunların sultanı” diye anar.

Mihrî’nin şiirlerinde aşk ve sitem bir kadının bakışıyla, içten ve cesur bir dille söylenir. Kadınların akıl ve hünerde erkeklerden geri kalmadığını savunan beyitleri de çok bilinir. En tanınmış gazeli, vefasız sevgiliye tatlı bir sitemle seslenir:

Ben umardım ki seni yâr-ı vefâdâr olasın
Ne bileydim ki seni böyle cefâkâr olasın

“Senin vefalı bir sevgili olacağını umardım; böyle eziyet eden biri olacağını nereden bilecektim?” Gazelin son beytinde şair, kendi hâlini o kadar acıklı bulur ki düşmanına beddua eden kişinin “Sen de Mihrî gibi kara bahtlı ol” dediğini söyler. Gazelin tamamı, günümüz Türkçesi ve sözlüğü.

16. yüzyıl: Saray çevresinde

Hubbî Hatun

Amasyalı Âyişe Hubbî Hatun, Kanunî Sultan Süleyman ve II. Selim dönemlerinde sarayda musâhibe (sohbet arkadaşı) olarak bulundu. Divanının yanı sıra Hurşîd ü Cemşîd adlı bir mesnevî yazdı. 1590’da öldü. Hubbî Hatun, sarayın içinde edebiyatla uğraşan kadınların en tanınmışıdır.

18. yüzyıl: Fitnat Hanım

Asıl adı Zübeyde olan Fitnat Hanım, şeyhülislâm Mehmed Es’ad Efendi’nin kızıdır. Lâle Devri sonrasının İstanbul’unda yetişti; şiirlerinde Nedîm’in neşeli ve zarif üslubunun izleri görülür. Hazırcevaplığıyla da ün kazanmış, dönemin büyük şairi Koca Râgıb Paşa ile aralarında geçtiği anlatılan şakalaşmalar dilden dile dolaşmıştır. 1780’de öldü; şiirleri ölümünden sonra divanında toplandı.

19. yüzyıl: Leylâ Hanım ve Şeref Hanım

Leylâ Hanım

19. yüzyılın en tanınmış kadın şairi Leylâ Hanım‘dır. Kazasker Hâmid Efendi’nin kızı, ünlü şair Keçecizâde İzzet Molla’nın yeğenidir. Mevlevîliğe bağlıydı; 1848’de İstanbul’da öldü ve Galata Mevlevîhânesi’nin hazîresine gömüldü. Gazellerinde aşk, ayrılık ve sitem içten, akıcı ve konuşma diline yakın bir üslupla işlenir; şarkıları bestelenerek uzun süre dilden düşmemiştir.

Sitemizde Leylâ Hanım’ın “Hayâl-i ârızın bâğ-ı gönülde gül-izârımdır” ve “Yârin âşıkları ile ülfeti pek güçtür güç” gazellerini açıklamalarıyla okuyabilirsiniz. Mahlasının “Leylâ” olması, bu sitenin adıyla da hoş bir yankı kurar.

Reklam

Şeref Hanım

Leylâ Hanım’ın çağdaşı olan Şeref Hanım (1809–1861) da İstanbul’da yetişmiş, gazel ve şarkılarıyla tanınmış bir şairdir. Şiirleri ölümünden sonra divanında toplanmıştır.

Âdile Sultan

II. Mahmud’un kızı Âdile Sultan (1826–1899), divan şiiri geleneğinin son temsilcilerindendir. Yakınlarını kaybetmesinin ardından yazdığı içli şiirlerle tanınır; şiirleri bir divanda toplanmıştır.

Geleneğin ardından

19. yüzyılın sonunda divan şiiri yerini Batı etkisindeki yeni şiire bıraktı. Kadınlar da bu yeni edebiyatta giderek daha görünür hâle geldiler: Nigâr Hanım gibi şairler Tanzimat sonrası şiirin içinde yer aldılar. Ama Mihrî Hatun’dan Leylâ Hanım’a uzanan çizgi, kadınların divan şiirinde de kendi seslerini duyurduğunu gösteren değerli bir mirastır.

Divan şiirinin biçimlerini ve öteki şairlerini tanımak için Divan edebiyatı nedir? ve Gazel nedir? yazılarımıza, bütün divan şiirleri için divan şiiri sayfamıza göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Divan edebiyatının ilk kadın şairi kimdir?

Anadolu sahasında divanı bilinen ilk kadın şairler, 15. yüzyılda yaşayan Zeynep Hatun ve Mihrî Hatun’dur.

Divan edebiyatının en ünlü kadın şairi kimdir?

15. yüzyılda Mihrî Hatun, 19. yüzyılda Leylâ Hanım divan edebiyatının en tanınmış kadın şairleridir. 18. yüzyıldan Fitnat Hanım da çok bilinir.

Mihrî Hatun hangi yüzyılda yaşadı?

Mihrî Hatun 15. yüzyılda yaşadı ve 1506 yılı civarında Amasya’da öldü.

Leylâ Hanım kimdir?

19. yüzyılda yaşayan, Mevlevîliğe bağlı İstanbullu divan şairidir. Keçecizâde İzzet Molla’nın yeğenidir ve 1848’de öldü.

Paylaş

Bunları da sevebilirsiniz

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.