Hayâl-i ârızın bâğ-ı gönülde gül-izârımdır
Leylâ Hanım · Divan
Hayâl-i ârızın bâğ-ı gönülde gül-izârımdır
Açıldı dâğlar kim sînede evvel bahârımdır
Gül-i ümmîdim açılmaz açıldı soldu hep güller
Bu gülşende figândan bî-haber ancak nigârımdır
Hikâyettir sana şerh-i derûnumdan değil şekvâ
Senin aşkınla yanmak tâ be-mahşer iftihârımdır
Neden küstün bilir hep cürmün inkâr eylemez âşık
Sebep bu infiâle nâle-i bî-ihtiyârımdır
Salın ey nahl-i nâzım gel n’olur bir kerre serv-âsâ
Sarâyındır bu gönlüm anda eşkim cûy-bârımdır
Emânet eyledim bir tuhfecik ol şâh-ı hûbâna
Gönül derler anın adına Leylâ yâdigârımdır
Şiirin açıklaması
Leylâ Hanım'ın gönlünü sevgiliye armağan ettiği bir gazel. Gül bahçesi, bülbül feryadı, selvi boy ve gözyaşı ırmağı gibi divan şiirinin bilinen imgeleri, bir kadın şairin sesiyle yeniden kurulur. Son beyitte şair, sevgiliye emanet ettiği küçük armağanın adını verir: Gönül. Mahlasın "Leylâ" olması, beyte Leylâ ile Mecnûn hikâyesinin yankısını da katar.
1. Yanağının hayali, gönül bağında benim gül bahçemdir; göğsümde (aşk) yaraları açıldı, bu benim ilkbaharımdır. (Kırmızı yara izleri, açılan güllere benzetilir.)
2. Umut gülüm açılmıyor; bütün güller açıldı ve soldu. Bu gül bahçesinde feryadımdan habersiz olan yalnızca sevgilimdir.
3. Sana iç dünyamı anlatmam bir hikâyedir, şikâyet değildir; senin aşkınla mahşere kadar yanmak benim övüncümdür.
4. Neden küstün? Âşık suçunu asla inkâr etmez; bu kırgınlığa sebep, elimde olmadan çıkan iniltimdir.
5. Ey naz fidanım, ne olur bir kere selvi gibi salınarak gel; bu gönül senin sarayındır, gözyaşım da onun önünden akan ırmaktır.
6. O güzeller şahına küçük bir armağan emanet ettim; onun adına gönül derler, Leylâ'nın yadigârıdır.
Sözlük
- ârız
- yanak
- bâğ
- bağ, bahçe
- gül-izâr
- gül bahçesi
- dâğ
- yara izi, dağlama
- sîne
- göğüs
- evvel bahâr
- ilkbahar
- gülşen
- gül bahçesi
- figân
- feryat
- nigâr
- sevgili
- şerh-i derûn
- iç dünyasını anlatma
- şekvâ
- şikâyet
- tâ be-mahşer
- mahşere kadar
- infiâl
- kırgınlık, gücenme
- nâle
- inilti
- bî-ihtiyâr
- elde olmadan
- nahl
- fidan
- serv-âsâ
- selvi gibi
- eşk
- gözyaşı
- cûy-bâr
- ırmak, dere
- tuhfe
- armağan
- şâh-ı hûbân
- güzellerin şahı

Düşüncenizi yazın