Rubâi Nedir? Özellikleri, Kafiye Düzeni ve Örnekleri
Rubâi, dört dizede derin bir düşünceyi anlatan nazım şeklidir. Aaxa kafiye düzeni, kendine özgü aruz kalıpları, Ömer Hayyâm ve Mevlânâ geleneği, Türk edebiyatındaki rubâi ustaları ve tuyuğ ile farkı.
Rubâi, dört dizeden oluşan ve bu kısa alanda hayat, ölüm, aşk ya da varlık üzerine derin bir düşünceyi söyleyen nazım şeklidir. Fars edebiyatında doğmuş, oradan Türk şiirine geçmiştir. Dört dize az görünse de iyi bir rubâi, okuyanı uzun süre düşündürür; çünkü bütün ağırlığı son iki dizenin ani dönüşünde taşır.
Rubâi ne demek?
Kelime Arapçada “dört” anlamına gelen kökten türemiştir ve “dörtlük” demektir. Rubâilerin toplandığı esere ya da bölüme rubâiyyât denir. Divan şairlerinin dîvanlarında rubâiler genellikle ayrı bir bölüm olarak, gazellerden sonra yer alır.
Rubâinin özellikleri
- Dört dizeden oluşur. Her rubâi kendi başına bir şiirdir; rubâiler birbirine bağlanarak uzun şiir oluşturmaz.
- Kafiye düzeni aaxa ya da aaaa’dır. Birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyelidir; üçüncü dize çoğu zaman serbest bırakılır.
- Kendine özgü aruz kalıplarıyla yazılır. Rubâi, aruzun “ahreb” ve “ahrem” denilen iki kalıp ailesinden türeyen 24 kalıpla yazılır. Bu kalıplar başka nazım şekillerinde pek kullanılmaz; bu yüzden rubâi biçimiyle olduğu kadar ölçüsüyle de tanınır. Aruzun temel kurallarını Aruz ölçüsü nedir? yazımızda anlattık.
- Asıl düşünce son iki dizededir. İlk iki dize bir durum ya da gözlem ortaya koyar; üçüncü dize bir dönüş hazırlar, dördüncü dize ise düşünceyi bağlar. Bu yüzden rubâide son dize çoğu zaman en çarpıcı dizedir.
- Konusu genellikle felsefi ve tasavvufidir. Hayatın kısalığı, ölüm, kader, insanın evrendeki yeri, Allah aşkı ve dünyanın geçiciliği en sık işlenen konulardır.
Rubâinin büyük ustaları
Rubâi denince akla ilk gelen ad, 11. ve 12. yüzyıllarda yaşamış İranlı şair, matematikçi ve astronom Ömer Hayyâm‘dır. Hayatın kısalığını, ölümün kaçınılmazlığını ve anı yaşamanın değerini anlatan rubâileri, 19. yüzyılda İngilizceye çevrilince bütün dünyada tanındı. Mevlânâ‘nın rubâileri de çok okunur; onun rubâilerinde ilahî aşk ve tasavvuf öne çıkar.
Türk edebiyatında rubâi, divan şairlerinin çoğu tarafından yazıldı ama bu türde özel olarak ün kazanan şair, 17. yüzyılda yaşayan Azmîzâde Hâletî‘dir. Hâletî çok sayıda rubâisiyle bu türün Türkçedeki en güçlü temsilcisi sayılır. Cumhuriyet döneminde ise Yahya Kemal Beyatlı, rubâi biçimine yeniden ilgi uyandıran şairlerden oldu.
Yeni şiirde bir rubâi: Orhan Veli
Rubâi yalnızca divan şiirine ait değildir. Orhan Veli Kanık da ilk şiirlerinden birine doğrudan Rubai adını vermiştir:
Ömrün o büyük sırrını gör bir bak da
Bir tek kökü kalmış ağacın toprakta
Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi
Kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta.
Şiir, rubâinin klasik yapısını açıkça gösterir. Birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyelidir (bak da, toprakta, durmakta); üçüncü dize serbesttir. İlk iki dize bir görüntü verir: Tek bir kökle toprağa tutunmuş bir ağaç. Son iki dize ise bu görüntüyü insana çevirir: Hayat o kadar değerlidir ki insanlar en ağır kayıplara rağmen yaşamaya tutunur. Bütün düşünce, rubâide beklendiği gibi, son dizede düğümlenir.
Rubâi, tuyuğ ve mâni arasındaki fark
Türk edebiyatında dört dizelik üç önemli nazım şekli vardır ve üçünün kafiye düzeni de aaxa’dır. Onları ayıran, kökenleri, ölçüleri ve konularıdır:
| Rubâi | Tuyuğ | Mâni | |
|---|---|---|---|
| Edebiyat | Divan | Divan | Halk |
| Kökeni | Fars edebiyatı | Türk edebiyatı | Türk halk edebiyatı |
| Ölçü | Aruz (rubâiye özgü 24 kalıp) | Aruz (fâilâtün fâilâtün fâilün) | 7’li hece |
| Konu | Felsefe, tasavvuf, hayat ve ölüm | Aşk, tasavvuf, kader, öğüt | Aşk, ayrılık, gurbet, günlük hayat |
| Sahibi | Belli bir şair | Belli bir şair | Çoğunlukla anonim |
Tuyuğu Tuyuğ nedir? yazımızda, mâniyi ise Mâni nedir? yazımızda örnekleriyle anlattık.
Rubâi nasıl okunur?
Bir rubâiyi okurken önce ilk iki dizenin kurduğu görüntüye ya da duruma bakmak, sonra üçüncü dizede düşüncenin nereye döndüğünü fark etmek gerekir. Dördüncü dize çoğu zaman bir sonuç, bir soru ya da şaşırtıcı bir benzetmeyle biter. Bu yüzden rubâiler yavaş, hatta birkaç kez okunmak için yazılmış şiirlerdir. Kısa ama yoğun şiirleri seviyorsanız divan edebiyatının öteki nazım şekillerine de göz atabilirsiniz.



Düşüncenizi yazın