Çıkalı göklere âhum şereri döne döne
Necâtî · Divan
Çıkalı göklere âhum şereri döne döne
Yandı kandîl-i sipihrün ciğeri döne döne
Ayağı yer mi basar zülfüne ber-dâr olanun
Zevk u şevk ile verür cân u seri döne döne
Şâm-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldı diyü
Sana iletdi kebûter haberi döne döne
Sen durup raks idesin karşuna ben boynum egem
İne zülfün kuça sen sîm-beri döne döne
Kâbe olmasa kapun ay ile gün leyl ü nehâr
Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döne
Sen olasın diyü yer yer asılup âyineler
Gelene gidene eyler nazarı döne döne
Ey Necâtî yaraşur mutrib-i şeh meclisinün
Raks urup okuya bu şi’r-i teri döne döne
Şiirin açıklaması
Necâtî'nin "döne döne" redifli gazeli, divan şiirinde ses ve hareketin en güzel birleştiği örneklerden biridir. Her beyitte bir şey döner: âhın kıvılcımı, darağacındaki âşık, haber getiren güvercin, raks eden sevgili, Kâbe'yi tavaf eden ay ve güneş. Redif, şiire Mevlevî semâını hatırlatan bir dönme duygusu verir.
1. Âhımın kıvılcımı döne döne göklere çıkalı, göğün kandilinin (güneşin, ayın) ciğeri döne döne yandı.
2. Senin zülfüne asılanın (zülüf ipine takılan âşığın) ayağı yere basar mı? O, zevk ve şevkle döne döne canını ve başını verir.
3. Güvercin, "Zülfünün akşam karanlığı yüzünden gönül Mısır'ı harap oldu" diye sana döne döne haber götürdü. (Şam hem "akşam" hem Şam şehri anlamına gelir; Mısır ile yan yana gelerek tevriye yapılır. Mektup taşıyan güvercin de bu iki şehir arasında gidip gelir.)
4. Sen durup karşımda raks edesin, ben boynumu eğeyim; zülfün inip o gümüş tenli bedenini döne döne kucaklasın.
5. Kapın Kâbe olmasaydı ay ile güneş gece gündüz o geçidi döne döne tavaf etmezlerdi.
6. Aynalar, "sen olabilirsin" diye her yere asılmış; gelene geçene döne döne bakıyorlar.
7. Ey Necâtî, padişah meclisinin çalgıcısına yakışır ki bu taze şiiri raks ederek döne döne okusun.
Sözlük
- şerer
- kıvılcım
- kandîl-i sipihr
- göğün kandili (güneş, ay)
- ber-dâr
- darağacına asılmış
- ser
- baş
- şâm
- akşam (Şam şehri ile tevriyeli)
- kebûter
- güvercin
- raks
- dans
- sîm-ber
- gümüş göğüslü, beyaz tenli
- leyl ü nehâr
- gece gündüz
- tavâf
- etrafında dönme
- güzer
- geçit, yol
- âyine
- ayna
- mutrib
- çalgıcı
- şi'r-i ter
- taze, yeni şiir

Düşüncenizi yazın