İçeriğe geç
4 Kasım 2026, Çarşamba Günün dizesi: “Gökte bir öküz var, adı Pervin;”
Edebiyat

Ahmed Midhat Efendi: Hayatı, Romanları ve Halk İçin Edebiyat

Ahmed Midhat Efendi kimdir? Tercümân-ı Hakîkat, Letâif-i Rivâyât, Felâtun Bey ile Râkım Efendi ve okuyucuyla sohbet eden roman anlayışı.

leylailemecnun3 dk okuma
Paylaş

Tanzimat döneminin en çok yazan kalemi hiç şüphesiz Ahmed Midhat Efendi‘dir. Roman, hikâye, tarih, felsefe, ekonomi, seyahat… Basılmış eserlerinin sayısı 150’yi aşar. Amacı, okumayı geniş halk kitlelerine sevdirmek ve onlara bilgi ulaştırmaktı. Bu yazıda onu TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Ahmed Midhat Efendi” maddesine dayanarak tanıtıyoruz.

Hayatı

Ahmed Midhat 1844’te İstanbul Tophane’de doğdu. Babası orta hâlli bir esnaftı; annesinin ailesi 1829’daki Rus işgali üzerine Kafkasya’dan göç etmişti. Babasının ölümünden sonra ağabeyinin yanına Vidin’e gitti, rüşdiyeyi Niş’te bitirdi.

Reklam

Hayatının dönüm noktası Midhat Paşa ile tanışmasıdır. Paşanın Tuna valiliği sırasında Rusçuk’ta vilâyet kaleminde çalışmaya başladı (1864); paşa onu Fransızca öğrenmeye yöneltti. Tuna gazetesinde muharrir, sonra başmuharrir oldu. Midhat Paşa Bağdat’a vali olunca onunla gitti (1869) ve ez-Zevrâ gazetesini yönetti. İlk kitap dizisi Hâce-i Evvel ve Kıssadan Hisse bu yıllarda Bağdat’ta yazıldı.

1871’de İstanbul’a döndü, Tahtakale’de bir matbaa kurarak kitaplarını kendisi bastı. Dağarcık dergisindeki bir yazısı tartışma yarattı. 1873’te, Genç Osmanlılarla ilgisi olmadığı hâlde Rodos’a sürüldü; üç yıllık sürgünde orada çocuklara ders verdi, Kırkanbar dergisine yazılar gönderdi. V. Murad’ın tahta çıkmasıyla affedildi.

1878’de Tercümân-ı Hakîkat gazetesini çıkarmaya başladı. II. Abdülhamid döneminde Takvîm-i Vekāyi ve Matbaa-i Âmire müdürlüklerinde bulundu. 1889’da Stockholm’deki Şarkiyatçılar Kongresi’ne gitti ve yaklaşık iki buçuk ay Avrupa’yı gezdi; bu gezinin izlenimlerini Avrupa’da Bir Cevelân‘da anlattı. II. Meşrutiyet’ten sonra emekli oldu, Dârülfünun ve Dârülmuallimât’ta tarih ve felsefe tarihi dersleri verdi. 28 Aralık 1912’de Dârüşşafaka’da öldü; Fâtih Camii hazîresine gömüldü.

Tercümân-ı Hakîkat ve yetiştirdiği kalemler

Tercümân-ı Hakîkat yalnızca bir haber gazetesi değil, aynı zamanda bir edebiyat okuluydu. Ahmed Midhat 1883’te gazetenin edebiyat sütununu Muallim Nâci‘ye bıraktı; eski şiirin taraftarları bu sütunun çevresinde toplandı. Genç Ahmed Râsim de yazı hayatına 1885’te Ahmed Midhat’ın teşvikiyle bu gazetede çevirilerle başladı. Gazete, eski–yeni tartışmasının da sahnelerinden biri oldu.

Romanları ve hikâyeleri

Ahmed Midhat’ın hikâyeciliği, 1870-1893 arasında yayımlanan 25 kitaplık Letâif-i Rivâyât dizisiyle başlar. Romanları arasında Hasan Mellâh (1874), Hüseyin Fellâh (1875), Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875), Paris’te Bir Türk (1876), Karnaval (1881), Demir Bey (1888), Müşâhedât (1891), Ahmed Metin ve Şirzad (1892) ve Jön Türk (1910) sayılabilir.

Reklam

TDV maddesine göre romanlarında temel çatışma Doğu ile Batı arasındadır; “Tanzimat düalizmi” denen bu karşıtlığın en çok bilinen örneklerinden biri, adını iki kahramanından alan Felâtun Bey ile Râkım Efendi‘dir. Yazar örnek olarak çoğunlukla Dumas, Feuillet ve Paul de Kock gibi popüler Fransız yazarlarını almıştır.

Okuyucuyla sohbet eden anlatıcı

Ahmed Midhat’ın en ayırt edici özelliği, okuyucuyla sohbet eden anlatıcısıdır. Romanlarında orta oyunu, karagöz ve meddah hikâyelerinden gelen anlatım ve diyalog tarzı hissedilir. Sık sık olayı durdurur, okuyucuya doğrudan seslenir ve konudan ayrılıp bilgi verir. “İstitrat” denen bu tavır, okuyucuyu eğitme kaygısından doğar; ancak romanın akışını kestiği için eleştirilmiş, zaman zaman alay konusu olmuştur.

Dil konusunda da sadeliği savundu: 1896’da yayımladığı “Dilde Sadeliği İltizam Edelim” başlıklı yazısında yazı dilinin nasıl sadeleştirilebileceğini anlattı. Bu yönüyle, kendisinden sonra gelen Tanzimat sonrası nesillerin halka yönelik yazı anlayışına zemin hazırladı.

Düşünce dünyası

Gençlik yazılarında materyalist ve pozitivist fikirlere yer veren Ahmed Midhat, zamanla daha spiritüalist ve İslâmî bir çizgiye yöneldi. Din ve bilim tartışmalarına dair eserleri arasında Müdâfaa ve Draper’ın kitabının eleştirili ve ekli çevirisi olan Nizâ-ı İlm ü Dîn bulunur. Hürriyeti sınırlı bir çerçevede gördü ve II. Abdülhamid yönetimini bu anlayışla savundu.

Kaynakça

Paylaş

Bunları da sevebilirsiniz

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.