İçeriğe geç
4 Kasım 2026, Çarşamba Günün dizesi: “Gökte bir öküz var, adı Pervin;”
Edebiyat

Muallim Nâci ve Recâizâde Ekrem: Eski–Yeni Tartışması

Tanzimat edebiyatının en ünlü kalem kavgası: Zemzeme mukaddimesi, Demdeme, "göz için kafiye" ve "kulak için kafiye" tartışması ve Servet-i Fünûn'a giden yol.

leylailemecnun3 dk okuma
Paylaş

1880’lerin İstanbul’unda edebiyat dünyası iki cepheye ayrılmıştı: Bir yanda divan şiirinin kurallarına bağlı kalınmasını savunan “eskiler”, öte yanda şiirde yeni konular, yeni biçimler ve yeni bir zevk arayan “yeniler”. Bu tartışmanın iki simgesi Muallim Nâci ile Recâizâde Mahmud Ekrem‘di. Bu yazıda, iki ismin TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki maddelerine (ikisi de Abdullah Uçman’ın kaleminden) dayanarak tartışmayı anlatıyoruz.

İki şair, iki kuşak

Recâizâde Mahmud Ekrem 1 Mart 1847’de İstanbul Vaniköy’de doğdu. Mekteb-i Mülkiyye’de okuttuğu derslerin notlarından oluşan Ta’lîm-i Edebiyyât, Fransız belâgatçı Émile Lefranc’ın eserinden yararlanılarak yeni bir yöntemle hazırlanmış bir edebiyat kitabıydı; üslubu “sade, müzeyyen, âlî” diye üçe ayırması edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı ve kişisel eleştirilere yol açtı. Yeni tarzdaki şiirlerini üç ciltlik Zemzeme‘de (1299-1301/1882-1884) topladı.

Reklam

Muallim Nâci ise 1849’da İstanbul’da doğmuş, Varna’da yetişmiş, aruzu ve klasik şiiri iyi bilen bir şairdi. 1301 (1884) tarihli Âteşpâre ile şöhret kazandı. İki şair arasındaki fark yalnızca kişisel değil, şiirin ne olduğu ve nasıl yazılması gerektiği konusundaki iki ayrı anlayışın farkıydı.

Tercümân-ı Hakîkat’teki edebiyat sütunu

Ocak 1883’te Ahmed Midhat Efendi, gazetesi Tercümân-ı Hakîkat‘in edebiyat sütununu Muallim Nâci’ye bıraktı. Nâci bu sütunda eski tarz gazellere, genç şairlerin nazire ve tahmislerine yer verdi; gazete kısa sürede eski edebiyat taraftarlarının toplandığı bir merkez oldu.

Ancak Ahmed Midhat, Recâizâde Ekrem’in Zemzeme mukaddimesini ve ardından bu konuda çıkan bir yazıyı gazetesinde yayımlayınca, Nâci ve arkadaşları 29 Ağustos 1885’te gazeteden ayrıldı. Şeyh Vasfî, Necib Nâdir ve Abdülkerim Sâbit ile birlikte İmdâdü’l-midâd mecmuasını kurdular. Ahmed Midhat’ın edebî kişiliği için Ahmed Midhat Efendi yazımıza bakabilirsiniz.

Zemzeme ve Demdeme

Tartışmanın en sert anı, Nâci’nin Saadet gazetesinde Ekrem’e “Demdeme” başlığıyla verdiği cevaptır. Başlık, Ekrem’in Zemzeme‘sine açık bir göndermedir. Nâci bu yazılarında Zemzeme mukaddimesini ve Ekrem’in 1301 (1884) tarihli Takdîr-i Elhân‘ını eleştirdi. Ne var ki yazı edep dışı bulundu ve 1886’da hükümetin müdahalesiyle durduruldu; Demdeme tamamlanamadı.

TDV’deki Recâizâde maddesine göre 1880’lerden sonra Nâci, Abdülhak Hâmid‘in yenilikçi tavrına karşı daha ılımlı bir anlayışı savunurken Ekrem bu tartışmalarda Hâmid’in yanında yer aldı.

Reklam

Göz için kafiye, kulak için kafiye

Tartışmanın en kalıcı sonucu kafiye anlayışında görüldü. Klasik şiirde kafiye, kelimelerin Arap harfleriyle yazılışına göre kurulurdu; buna “göz için kafiye” denir. Ekrem ise kafiyenin yazıya değil, kulağa, yani sese göre yapılması gerektiğini ileri sürdü. “Kulak için kafiye” adıyla bilinen bu görüşü ilk kez Ekrem ortaya koydu. TDV maddesine göre bu anlayış, birkaç yıl sonra doğacak Edebiyât-ı Cedîde hareketinin önünü açtı.

Tartışmanın sonucu: Servet-i Fünûn

1895’te Ekrem, öğrencisi Ahmed İhsan’a Servet-i Fünûn dergisini yeni edebiyatı savunan gençlere açmasını tavsiye etti. 1896 başında dergi etrafında toplanan gençlerle Edebiyât-ı Cedîde hareketi doğdu; yeni şiir anlayışı böylece bir topluluk hâlinde güç kazandı.

Muallim Nâci ise tartışmayı kaybeden taraf olarak anılsa da etkisiz bir isim değildir. 12 Nisan 1893’te ölen şairin İsmâil Safâ, Cenab Şahabeddin, Mehmed Âkif, Yahya Kemal ve Ahmed Hâşim gibi şairlerin ilk denemelerinde etkisi görülür. Istılâhât-ı Edebiyye ve Lugat-ı Nâcî gibi eserleri de edebiyat terimleri ve sözlükçülük alanındaki önemli çalışmalarıdır. Dönemin genel çerçevesi için Tanzimat edebiyatı yazımıza göz atabilirsiniz.

Kaynakça

Paylaş

Bunları da sevebilirsiniz

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.