Bir söz dedi cânân ki kerâmet var içinde
Nedîm · Divan
Bir söz dedi cânân ki kerâmet var içinde
Dün geceye dâir bir işâret var içinde
Meyhâne mukassî görünür taşradan ammâ
Bir başka ferah başka letâfet var içinde
Eyvâh o üç çifte kayık aldı karârım
Şarkı okuyup geçdi bir âfet var içinde
Olmakda derûnunda hevâ âteş-i sûzân
Nâyin diyebilmem ki ne hâlet var içinde
Ey şûh Nedîm ile bir seyrin işitdik
Tenhâca varup Göksu’ya işret var içinde
Şiirin açıklaması
Nedîm'in "var içinde" redifli gazeli. Lâle Devri İstanbul'unun neşeli havasını taşıyan bu gazelde Boğaziçi'nin kayıkları, şarkıları ve Göksu gezintileri canlanır. Her beyit, dışarıdan görünenin ardında gizli bir anlam, bir sır, bir neşe olduğunu söyler: Sevgilinin sözünde bir işaret, meyhanenin içinde bir ferahlık, kayığın içinde bir güzel, neyin içinde bir yangın vardır.
1. Sevgili bir söz söyledi ki içinde keramet var; dün geceye dair bir işaret saklı.
2. Meyhane dışarıdan katı, kasvetli görünür; ama içinde bambaşka bir ferahlık, bambaşka bir incelik vardır.
3. Eyvah, o üç çifte kayık aklımı başımdan aldı; içinde şarkı söyleyerek geçen bir güzel var. (Üç çifte kayık, üç çift kürekli, gösterişli Boğaziçi kayığıdır.)
4. Neyin içinde hava yakıcı bir ateşe dönüşüyor; içinde nasıl bir hâl var, söyleyemem.
5. Ey şuh güzel, Nedîm ile bir gezintiye çıktığını duyduk; tenhaca Göksu'ya gitmişsiniz, içinde de eğlence varmış.
Sözlük
- cânân
- sevgili
- kerâmet
- olağanüstü hâl, sır
- işâret
- ima
- mukassî
- katı, kasvetli görünüşlü
- taşra
- dış
- ferah
- gönül ferahlığı
- letâfet
- incelik, hoşluk
- üç çifte kayık
- üç çift kürekli kayık
- karâr
- huzur, akıl
- âfet
- afet gibi güzel
- derûn
- iç
- hevâ
- hava; heves
- âteş-i sûzân
- yakıcı ateş
- nây
- ney
- hâlet
- hâl, durum
- şûh
- neşeli, cilveli
- seyr
- gezinti
- Göksu
- İstanbul'da, Boğaz'ın Anadolu yakasında bir dere ve mesire yeri
- işret
- içkili eğlence
Düşüncenizi yazın