Bir Refikin Defter-i İhtisasatından
Bir akşam Boğaz'da vapurla giden anlatıcı, Emirgân kıyılarında sevgilisinin yokluğunu ayın, dalgaların ve geçen bir sandalın içinde arar.
İlk yayımlandığı eser: Ömer Seyfettin, "Bir Refikin Defter-i İhtisasatından" (F. Nezihi imzasıyla); ilk yayım: Musavver Fen ve Edeb, sayı 181, 30 Nisan 1903; metin: Vikikaynak (Bütün Hikâyeleri, haz. Nâzım Hikmet Polat, Yapı Kredi Yayınları)
Bu sayfada Ömer Seyfettin‘in “Bir Refikin Defter-i İhtisasatından” hikâyesinin tam metni yer alıyor. Özeti, ana fikri, karakterleri ve eski kelimelerin anlamları metnin sonunda.
Şirket-i Hayriye vapuru açılan bir sine-i seyyal-i mâ içinde süzülerek ilerliyordu. Çarkların aheng-i muttaridi içinde titreyen ruh-ı samtın sine-i tesliyetine bazen küçük bir nağme yayılıyor, ve sonra o ıttırâd-ı sükûn devam ediyordu. Gâh ü bî-gâh riyâh-ı mesânın daha uzaklardan getirdiği bir ses, bir nağme-i hırâş ile başlayarak kesiliyor yine başlıyor, ve cevr-i garibin gâze-i samtından inleyerek bir enin-i sükûn gibi akşamın afak-ı dûrâdûru içinde titreyip sönüyor, nihayet kendine bir melâz-ı sükûnet buluyordu. Aksi bir cezbe-i rüzgâr vapurun siyah dumanlarını Mirgûn’un bir tutuk-ı hülya perver içinde uyuyan bayırcıklarına doğru sevk ederken ruhumda sakin ve masum bir hayalin mevâlîd-i firakını dinliyordum.
Vedîa-i ulviyet-i hayalim olarak gecenin, bu Mirgûn’un leyle-i ruhanîsinin, ünsiyet-i samimanesine ihdâ edilecek elhân-ı münâcâtı düşünürken yeşil bir türbeciğin küçük ormanına gelmiştim.
Gecenin bütün ruhaniyet-i şiiri pîş-i nevîn-i fikretimde bir şehper-i ilham suretinde titredi: Bazen sana bir kürsi-i sünûhat olan bu müstesna tepecikte şimdi sensiz olarak bir gaşy-ı münbasitle bulunuyordum. Boğaz’ın bir silsile-i medîd-i mehasin içinde uzanan tepeleri hâbide şiir ve hayal olmuş, ve bir kerime-i visal gibi râkid ve sakin bunların âguş-ı harîm-i sevdasında deniz huzur-ı ruhumda uyuyan derin bir şiir-i güzîn-i ebed ulviyetiyle öyle mest-i garam kalmıştı. Sonra kamerin, bu enîs-i şiir-âlûd-ı leyâlin, mirvaha-i iltimâı a‘mâk-ı târ-ı ebhâra kadar süzülüp gidiyor ve sahillerden dökülen mülevven birer hayt-ı mînâ bu lema-i amud-ı nûranî içinde bir lü’lü’-i perran oluyordu.
Şimdi belki senin de zîr-i sürûd-ı nigâhında açılan bu semâyı bedâyide şemîm-i füsûnundan bir nükhet-i sevda duyarak öyle bir gaşy-ı manzum içinde idim. Nâgehân senin ekseriya pancurlarını açarak dalgaları seyr ettiğin odana baktım. “Ah… belki” dedim.
Sonra yine denize ibzâl-i nigâh eylerken bir seyr-i seri‘-i ihtizazkâr ile uçar gibi süzülen bir sandal mihr-i leyâlin lemaâtını parçalayarak ilerledi. O zaman her lema bir perîde-i emel, her dalga bir ümid-i visal, her ümit bir emel-i nevîn-i vefa oldu. Bu bir sandal idi, sevgilim geçti. Her şey halecân-ı vuslatla titreyerek bir penâh-ı rüya oldu. Fakat niçin, ey yâr-ı füsunkâr, bu ruh-ı melûl ü sevdakâra rûh-ı güzîn-i şiirinle bir lâne-i serap bulunmuyor.
Bir Refikin Defter-i İhtisasatından hikâyesinin özeti
Başlık “Bir Arkadaşın Duygu Defterinden” anlamına gelir. Metin, bir akşam Boğaziçi’nde ilerleyen bir Şirket-i Hayriye vapurunda başlar. Çarkların düzenli sesine, uzaklardan gelen ezgilere ve akşam rüzgârına karışan anlatıcı, vapurun dumanları Mirgün (Emirgân) bayırlarına doğru savrulurken içinde bir ayrılık hayalini dinlemektedir.
Sevgilisiyle daha önce birlikte bulunduğu yeşil bir tepeciğe gelir; şimdi orada yalnızdır. Boğaz’ın tepeleri, uyuyan deniz ve suya düşen ay ışığı ona bir şiir gibi görünür. Gözü, sevgilisinin pancurlarını açıp dalgaları seyrettiği odaya takılır: “Ah… belki” der.
O sırada ay ışığının parıltılarını bölerek hızla süzülen bir sandal geçer. Anlatıcı için her parıltı bir umut, her dalga bir kavuşma ümidi olur: Sandalda sevgilisi geçmiştir. Metin, bu hüzünlü ruhun neden sevgilinin şiirinde bir sığınak bulamadığını soran bir yakınmayla biter.
Bir Refikin Defter-i İhtisasatından hikâyesinin ana fikri
Metin, ayrılığın insanın doğaya bakışını nasıl değiştirdiğini anlatır: Deniz, ay ve Boğaz’ın tepeleri anlatıcının hasretini yansıtan aynalara dönüşür. Olay örgüsünden çok duyguya dayanan bu yazı, Ömer Seyfettin’in gençlik yıllarındaki mensur şiir denemelerinden biridir.
Bir Refikin Defter-i İhtisasatından hikâyesinin karakterleri
- Anlatıcı (refik): Duygularını defterine yazan, sevgilisinden ayrı düşmüş genç.
- Sevgili: Hiç konuşmayan, yalnızca anılan ve uzaktan sezilen kişi.
Mekân, zaman ve anlatıcı
Metin, akşam saatlerinde Boğaziçi’nde, Şirket-i Hayriye vapurunda ve Mirgün (bugünkü Emirgân) sırtlarında geçer. Birinci tekil kişi ağzından yazılmış, mektup ve günlük havasında bir iç dökümüdür. Dili, Servet-i Fünûn nesrinin ağır Arapça ve Farsça tamlamalarıyla örülüdür; Ömer Seyfettin’in sonraki yalın Türkçesinden çok farklıdır. Yazar bu metni “F. Nezihi” imzasıyla yayımlamıştır.
Hikâyedeki eski kelimeler
- Refik: Arkadaş.
- Defter-i ihtisasat: Duygular defteri.
- Şirket-i Hayriye: Boğaziçi’nde vapur işleten Osmanlı şirketi.
- Sîne-i seyyâl-i mâ: Suyun akan göğsü, suyun yüzeyi.
- Âheng-i muttarid: Düzenli ahenk.
- Samt: Sessizlik.
- Nağme: Ezgi.
- Riyâh-ı mesâ: Akşam rüzgârları.
- Mirgûn: Emirgân.
- Leyle: Gece.
- Ünsiyet: Alışkanlık, yakınlık.
- Elhân: Ezgiler.
- Şehper: Kuşun en uzun kanat teleği.
- Mehâsin: Güzellikler.
- Kamer: Ay.
- Mülevven: Renkli.
- Lema’: Parıltı.
- Lü’lü’: İnci.
- Nigâh: Bakış.
- Visâl: Kavuşma.
- Halecân: Heyecan, çarpıntı.
- Vuslat: Kavuşma.
- Penâh: Sığınak.
- Melûl: Üzgün, bezgin.
- Lâne: Yuva.
Düşüncenizi yazın