İçeriğe geç
17 Ekim 2026, Cumartesi Günün dizesi: “Annemi ölmüş gördüm rüyamda.”
Dede Korkut

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi

Dede Korkut'un son hikâyesi: Dış Oğuz beyleri Kazan'a ant içerek isyan eder, ant içmeyi reddeden Beyrek kendi akrabasının kılıcıyla ölür.

Dede Korkut12 dk okuma
Paylaş
Beyrek'in ardından kara giyinip yas tutan Oğuz yiğitleri; İç Oğuz'a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek'in Ölmesi hikâyesi için temsilî çizim
Görsel: yapay zekâ ile üretilmiştir (Higgsfield).

İlk yayımlandığı eser: Kitâb-ı Dedem Korkut Alâ Lisan-ı Tâife-i Oğuzân (Dresden nüshası)

Bu sayfada Dede Korkut hikâyelerinin on ikincisi ve sonuncusu olan İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi’nin bugünkü Türkçeyle özeti, ana fikri, karakterleri ve eski kelimeleri yer alıyor. Hikâyenin Dresden nüshasındaki özgün metni sayfanın sonunda.

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi, Dede Korkut Kitabı’nın on ikinci ve son hikâyesidir. Öteki boylarda düşman hep dışarıdadır; bu boyda ise Oğuz kendi içinde bölünür. Kitabın en sevilen kahramanı Bamsı Beyrek, verdiği sözden dönmediği için kendi dayısı sayılan bir beyin kılıcıyla ölür.

Reklam

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi hikâyesinin özeti

Oğuz boyları Üç Ok ve Boz Ok diye iki kola ayrılır; hikâyede bunlar İç Oğuz ve Dış Oğuz olarak anılır. Eskiden bu iki kol toplandığında Kazan, evini onlara yağmalatırdı; karısının elinden tutup dışarı çıkar, gerisini beylere bırakırdı. Kazan bir kez daha evini yağmalatır, ama bu kez yağmaya yalnızca İç Oğuz katılır; Dış Oğuz beyleri çağrılmaz. Kazan’ın dayısı Aruz ve öteki Dış Oğuz beyleri buna gücenir ve Kazan’a küserler.

Kazan, Dış Oğuz beylerinin neden gelmediğini anlamak için Kılbaş’ı gönderir. Kılbaş, Aruz’a Kazan’ın başına düşman geldiğini, dayısı Aruz’un yardıma gelmesini istediğini söyler. Aruz ise yağmaya çağrılmadıklarını hatırlatıp “Biz Kazan’a düşmanız” diye cevap verir. Kılbaş da aslında bir düşman gelmediğini, Aruz’un dostluğunu sınamaya geldiğini söyleyip döner.

Aruz, Dış Oğuz beylerini toplayıp ağırlar ve olanları anlatır. Beyler de Kazan’a düşman olduklarını söyler; Aruz araya Kur’an getirir ve hepsi “Senin dostuna dost, düşmanına düşmanız” diye ant içer. Aruz bir de Beyrek’i çağırmayı önerir: Beyrek onlardan kız almıştır, damatlarıdır, ama Kazan’ın en yakınlarındandır. Gelip onlarla birlikte olursa iyi; olmazsa Aruz onun sakalını tutacak, beyler kılıç vurup onu ortadan kaldıracaktır.

Beyrek, Kazan ile barıştırması için çağrıldığını sanarak kırk yiğidiyle gelir. Aruz, beylerin Kazan’a asi olduğunu, onun da ant içmesi gerektiğini söyler. Beyrek ise bir soylamayla Kazan’dan dönmeyeceğine yemin eder: Kazan’ın nimetini çok yediğini, bilmezse gözüne dursun; atına çok bindiğini, bilmezse tabutu olsun; kaftanını çok giydiğini, bilmezse kefeni olsun; otağına çok girdiğini, bilmezse zindanı olsun. Aruz Beyrek’in sakalını tutar; ama öteki beyler Beyrek’e kıyamaz, kimse kılıç çekmez. Bunun üzerine Aruz kılıcını çekip Beyrek’in sağ uyluğuna vurur. Beyler dağılır.

Ağır yaralı Beyrek’i yiğitleri atına bindirip evine götürür. Beyrek, yiğitlerinden atının kuyruğunu kesmelerini, Kazan’ın divanına gidip ak giysilerini çıkarıp kara giymelerini ve olanları anlatmalarını ister: Yarın kıyamet gününde eli Kazan’ın yakasında olsun, kanını Aruz’da komasın. Beyrek’in son sözleri ailesine, eşine ve Kazan’a yöneliktir; Kazan ona yetişsin, kanını Aruz’a bırakmasın, ahiret hakkını helal etsin. Ardından Beyrek, padişahlar padişahı Hakk’a kavuşur.

Beyrek’in ölüm haberi gelince evinin önünde feryat kopar. Kızlar gelinler ak çıkarıp kara giyer, ak boz atının kuyruğu kesilir. Kırk elli yiğit kara giyinip Kazan’ın divanına gelir, sarıklarını yere vurup ağlarlar. Kazan bu haberi duyunca mendilini eline alıp hıçkıra hıçkıra ağlar, odasına çekilir ve yedi gün divana çıkmaz. Sonunda kardeşi Kara Göne ile Kılbaş onun yanına gider: Bir yiğit onun yolunda baş vermiş, kanının alınmasını vasiyet etmiştir; ağlamakla bir şey olmaz.

Kazan ordusunu toplar, Dış Oğuz da ona karşı çıkar. İki ordu karşılaşır. Aruz meydana atılır ve Kazan’ı er olarak çağırır. Aruz önce kılıç vurur ama Kazan’a zarar veremez. Sıra Kazan’a gelince altmış tutamlık mızrağını Aruz’un göğsüne saplar ve onu atından yere düşürür. Kazan’ın işaretiyle kardeşi Kara Göne Aruz’un başını keser. Bunu gören Dış Oğuz beyleri atlarından inip Kazan’ın ayağına düşer, suçlarının bağışlanmasını diler. Kazan onları bağışlar, Beyrek’in kanını dayısı Aruz’dan almış olur ve Aruz’un evini yağmalatır. Dede Korkut gelir, kitabın son boyunu düzer: “Uzun yaşın sonu ölüm, sonu ayrılık.”

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi hikâyesinin ana fikri

İç çekişme ve kırılan gurur, bir milleti dış düşmandan daha çok yaralayabilir. Beyrek, verdiği sözden ve beyine olan sadakatinden ölümü pahasına dönmez. Hikâye ayrıca birliğin önemini, ihanetin bedelini ve sonunda affedici olmanın bir milleti yeniden bir araya getirdiğini anlatır. Dede Korkut’un son dualarındaki “uzun yaşın sonu ölüm, sonu ayrılık” sözü de bütün kitabın ölüm ve fanilik düşüncesini özetler.

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyrek’in Ölmesi hikâyesinin karakterleri

  • Bamsı Beyrek: Kazan’a sadık, sözünden dönmeyen yiğit. Ant içmeyi reddettiği için Aruz’un kılıcıyla ölür.
  • Aruz: Kazan’ın dayısı, Dış Oğuz beylerinin başı. Yağmaya çağrılmamayı onuruna yediremez, isyanı başlatır ve Beyrek’i öldürür.
  • Salur Kazan: Oğuz beylerinin beyi. Beyrek’in ölümüne yedi gün ağlar, sonra öcünü alır ve asileri bağışlar.
  • Kılbaş: Kazan’ın Dış Oğuz beylerini sınamak için gönderdiği adamı.
  • Kara Göne: Kazan’ın kardeşi; Kazan’ı yasından çıkarır ve Aruz’un başını keser.
  • Dış Oğuz beyleri: Emen, Alp Rüstem, Dölek Evren ve ötekiler; Aruz’la birlikte ant içer, sonunda Kazan’dan af diler.
  • Dede Korkut: Sonunda gelip kitabın son boyunu düzer ve dua eder.

Mekân, zaman ve anlatıcı

Mekân: Kazan’ın evi ve divanı, Aruz’un evi ve otağı, Beyrek’in evi ve İç Oğuz ile Dış Oğuz ordularının karşılaştığı meydan.

Zaman: Oğuzların destanî dönemi. Yağma, isyan, Beyrek’in ölümü, Kazan’ın yedi günlük yası ve son savaş kısa bir süre içinde geçer.

Anlatıcı: “Hanım hey” diye seslenen ozan, ilahi bakış açısıyla anlatır. Beyrek’in Kazan’dan dönmeyeceğine yemin ettiği soylama ile ölmeden önceki vasiyeti hikâyenin şiirli bölümleridir. Hikâye, Dresden nüshasında “temmet” (tamam oldu) sözüyle biter.

Hikâyedeki eski kelimeler

  • Üç Ok, Boz Ok: Oğuz boylarının iki büyük kolu; İç Oğuz ve Dış Oğuz.
  • Yağma: Kazan’ın evini beylere açıp mallarını almalarına izin verdiği gelenek; talan.
  • Âsi: Başkaldıran, isyancı.
  • Mushaf: Kur’an-ı Kerim’in kitap hâli.
  • Güyegü: Damat, güvey.
  • Tayı: Dayı.
  • Uyluk: Kalçadan dize kadar bacak kısmı.
  • Vasiyet: Ölmeden önce bırakılan son istek.
  • Temmet: “Tamam oldu, bitti”; yazmaların sonuna konan söz.

Dede Korkut’un öteki hikâyeleri: Dirse Han Oğlu Boğaç Han, Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması, Bamsı Beyrek, Kazan Bey Oğlu Uruz Bey’in Tutsak Olması, Duha Koca Oğlu Deli Dumrul, Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı, Kazılık Koca Oğlu Yigenek, Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi, Begil Oğlu Emren, Uşun Koca Oğlu Segrek, Salur Kazan’ın Tutsak Olup Oğlu Uruz’un Çıkarması. On iki hikâyenin hepsini bir arada Dede Korkut hikâyeleri yazımızda, Türk destan geleneğini Destan nedir? yazımızda bulabilirsiniz.


Özgün metin (Dresden nüshası)

Aşağıdaki metin, Vikikaynak’taki Dresden nüshası çeviriyazısından alınmıştır. Metin kitabın yazıldığı Eski Anadolu Türkçesiyledir; yazım ve imla, kaynaktaki gibi korunmuştur. Satır satır verilen bölümler, kahramanların şiirli konuşmaları olan soylamalardır.

İç oguza taş oguz asî olup beyrek öldügi boyını beyân eder

uç uk boz uk yıgnak olsa kazan evin yagmaladurıdı kazan gerü evin yagmalatdı amma taş oguz bile bulınmadı hemin iç oguz yagmaladı kaçan kazan evin yagmalatsa helâlınuñ elin alur taşra çıkarıdı aldan yagma ederidi taş oguz beglerinden aruz emen ve kalan begler bunu eşitdiler eyitdiler ki

bak bak şimdiye degin kazanuñ evin bile yagma ederidük şimdi neçün bile olmayavuz dediler ittifâkî cemî taş oguz begleri kazana gelmediler adâvet eylediler kılbaş derler bir kişi varıdı kazan eydür mere kılbaş bu taş oguz begleri hânım bile gelürleridi şimdi neçün gelmediler dedi kılbaş eydür

hânum men varayın anlaruñ dostlıgın düşmenligin bilin dedi kazan eydür

sen bilürsin var dedi kılbaş birkaç âdam ile binüz kazanuñ tayısı aruzuñ evine geldi aruz dahı altun günlügin dikmişidi oglanlarıyıla oturmışıdı kılbaş gelüp aruza selâm verdi eydür

kazañ buñlu oldı elbetde tayum aruz maña gelsün dedi kara başm buñaldı üzerüme yagı geldi develerüm bozlatdılar kara koçda kazılık atlarum kişnetdiler kazan beñzer kızumuz gelinümüz buñlu oldı menüm kara başuma gör neler geldi tayum aruz gelsün dedi aruz eydür

mere kılbaş ol vakt kim uç soz uk yıgınak olsa ol vakt kazan evin yagma ederidi suçumuz neyidi ki yagmada bile olmaduk dedi hemîşe kazanuñ başına buñlu gelsün tayısı aruzı dâyim aña tursun biz kazana düşmenüz bellü bilsün dedi kılbaş burada soylamış görelüm hânum ne soylamış eydür

mere kavat
kalkubanı kazan hân yerinden turı geldi
ala taga çadırın otagın dikdi
üç yüz atmış altı alp erenler yanına yıgnak oldı
yemek içmek arasında begler seni añdı
üstümüzeyagı nesne gelmedi men senüñ dostlıguñ duşmanlıguñ sınayu geldüm
kazana düşmen imişsin bildüm

dedi kalkup hoş kal deyüp getdi

aruz gayet saht oldı taş oguz beglerine âdam saldı emen gelsün alp rüstem gelsün dönebilmez dölek evren gelsün gerü kalan begeler hep gelsün dedi taş oguz begleri hep yıgnak oldı ala bârgâh otakların düze dikdi atdan aygırdan deveden bugra koyundan koç kırdurdı taş oguz beglerine agırlık edüp toyladı eydür

begler men sizi neye kıgırdum bilürmisiz eyitdiler

bilmezüz aruz eydür

kazan bize kılbaşı göndermiş elüm günüm çapıldı kara başum buñlu oldı tayum aruz maña gelsün demiş kılbaşa eyitdüm ki kaçan ki kazan evin yagmaladurıdı taş oguz begleri bile yagmalarıdı begler gelüp kazanı selâmlar gederidi emen eydür

yâ sen ne cevâb verdüñ aruz eydür ki

mere kavat biz kazan düşmenüz dedüm emen eydür

eyü demişsiz aruz eydür

Reklam

begler yâ siz ne dersiz begler eydür ne deyelüm çûn kazana düşmen olduñ biz de düşmenüz dediler aruz araya mushaf fetürdi hep begler el urup and içdiler senüñ dostuña dost ve düşmenüñe düşmenüz dediler aruz cümle begleri hil’atladı döndi eydür

begler beyrek bizden kız almışdur güyegümüzdür ammâ kazanuñ ıtagıdur gelsün bizi kazanıla barışdursın deyelüm getürelüm bize mûtî olurısa hoş olmaz ise ben sakalını tutayın siz kılıç üşürüñ pâreleñ aradan beyregi götürelüm andan sonra kazanıla işümüz hayrola dedi

begrege kâgır gönderdiler beyrek odasında yigitlerile yeyüp içeridi aruzdan âdam geldi selâm verdi beyrek ‘aleyk aldı eyitdi

hânum aruz size selâm eder kerem etsün beyrek gelsün kazanıla bizi barışdursun der beyrek hoş ola dedi atın çekdiler bindi kırk yigitile aruzuñ evine geldi taş oguz begleri otururiken girüp selâm verdi beyrege aruza eydür

bilürmisin seni neye kıgırduk beyrek eydür

neye kıgırduñuz aruz eydür

hep şol oturan begler kazana âsî olduk and içdük mushaf getürdiler sen dahı and iç dediler kazana men âsî olmazam deyü and içdi soyladı eydür

men kazanuñ nimetini çok yemişem
bilmezisem gözüme tursun
kara koçda kazılık atına çok bilmişem
bilmezisem maña tabût olsun
yahşı kaftanların çok geymişem
bilmezisem kefenüm olsun
ala bârgâh otagına çok girmişem
bilmezisem maña zindân olsun
men kazandan dönmezem bellü bilgil

dedi aruz beyregüñ sakalını tutdı begler beyrege kıyamadı beyrek aruz kakıdugın burada bildi soylamış eydür

aruz maña bu işi edecegüñ bilseyidüm
kara koçda kazılık atuma bineridüm
egini berk demür tonum geyeridüm
alın başa kunt ışıgum ururıdum
kargu talı altmış tutam şüñümi elüme alurıdum
ala gözlü begleri yanuma salarıdum

kavat men bu işi tuysam saña böyle gelürmidüm aldayuban er tutmak avrat işidür avratuñdanmı ögrendüñ sen bu işi kavat dedi uruz eydür

mere herze merze söyleme oguzına başum komışam kazandan dönmezem geregise yüz pâre eyle dedi aruz gene kakıdı beyregüñ sakalını berk tutdı beglere bakdı gördi kimse gelmez aruz kara pûlâd üz kılıcı tartup beyregüñ sag uylugın çaldı kara kana bulaşdı beyregüñ başı buñlu oldı begler hep tagıldı her kişi atlu atına bindi beyregi dahı bindürdiler ardına âdam bindürüp kucakladılar kaçdılar beyregi odasına yetürdiler cübbesin üzerine örtdiler beyrek burada soyladı eydür

yigitlerüm yerüñüzden örü turuñ
ag boz atumuñ kuyrugını kesüñ
arku beli ala tagdan dünin aşuñ
akındılı görkli suyı dilüp geçüñ
kazanuñ dîvânına çapup varuñ
ag çıkarup kara geyüñ
sen sag ol beyrek öldi deñ

eydüñüz

nâmerd aruz tayıñdan âdam geldi beyregi istemiş ol dahı varmış hep taş oguz begleriyıgnak olmış bilmedük yeme içme arasında mushaf getürdiler kazan bir âsî olduk and içdük gel sen dahı and iç dedier içmedi men kazandan dönmezem dedi nâmerd tayıñ kakıdı beyregi kılıçladı kara kana bulaşdı buñlu oldı yarın kıyâmet güninde menüm elüm kazan hânuñ yakasında olsun menüm kanum aruza korısa dedi bir dahı soylamış eydür

yigitlerüm aruz oglı basat gelmedin
elüm günüm çapılmadın
kaytabanda develerüm bozlatmadın
kara koçda kazılık atum kişnetmedin
agca koyunlarum meñrişmedin
agca yüzlü kızum gelinüm iñşeşmedin
agca yüzli görklümi aruz oglı basat gelüp almadın
elüm günüm çapmadın
kazan maña yetişsün
menüm kanum aruza komasın
agca yüzlü görklümi oglına alı versün
âhıret hakkını helâl etsün
beyrek pâdişâhlar pâdişâhı hakka vasıl oldı bellü bilsün

dedi beyregüñ babasına atasına haber oldı ag ban evi eşiginde şîven kopdı kazan beñzer kızı gelini ag çıkardı kara geydi ag boz atınuñ kuyrugını kesdiler kırk elli yigit kara geyüp gök sarıtdılar kazan bege geldiler sarıkların yere urdılar beyrek deyü çok agladılar kazanuñ elin öpdiler sen sag ol beyrek öldi dediler nâmerd tayıñ al eylemiş okıyuban bizi aldalar varduk taş oguz begleri size âsî olmışlar bilmedük mushaf getürdiler biz kazana âsî olduk sen dahı bize mutî ol dediler anr içdiler beyrek etmegüñ basmadı anlara mutî olmadı tayıñ nâmerd aruz kakıdı beyregi oturdugı yerde kılıçadı bir uylugın düşürdi sen sag ol hânum beyrek hakka vâsıl oldı menüm kanum aruza komasun dedi dediler kazan bu haberi eşitdi destimâlın eline alup üñür üñür agladı dîvânda zârılık kıldı hep anda olan begler aglaşdılar kazan vardı odasına girdi yedi gün dîvâna çıkmadı agladı oturdı begler yıgıldı dîvâna geldi kazanuñ kardaşı kara göne eydür

kılbaş var eyit agam kazan gelsün çıksun bir yigid r senüñ ucuñdan aramızdan egsildi hem vasiyyet eylemiş menüm kanum komayasın alasun demiş varalum düşmeni haklayalum di dedi kılbaş eydür

sen karındaşısın sen var dedi elhâsıl ikisi bile vardılar kazanuñ odasına girdiler selâm verdiler sen sag ol hânum dediler bir yigid aramuzdan egsildi senüñ yoluñda baş verdi derem kanın alalum hem size ısmarlamış benüm kanum alsun demiş aglamagıla nesne mi olur turı gel yokarı dediler kazan eydür

maslahatdur tez cebehâneyi yükletsünler hep begler hep binsünler dedi cemî begler bindi kazanuñ koñur atın çekdiler bindi yorı çalındı kös urıldı gece gündüz demediler yortma oldı aruza ve cemî taş oguz beglerine haber oldı üşde kazan geldi dediler anlar dahı çeri devüp borı agırdun kazana karşu geldiler uç uk boz uk karşulaşdılar aruz eydür

menüm iç oguzda karîmüm kazan olsun emen eydür

menüm karîmüm ters uzamış olsun alp rüstem eydür

menüm kavîmüm eñse koca oglı okçı olsun dedi her biri karîm gözetdi alaylar baglandı koşunlar düzildi borılar çalındı tavullar dögildi aruz koca meydâna at depdi kazana çagırup mere kavat sen benüm karîmümsin sen gel berü dedi kazan kalkan yapındı süñüsin eline aldı başı üzerine çevürdi eydür

mere kavat muhaatlıgıla er öldürmek nece olur men saña göstereyim dedi aruz kazanuñ üzerine at saldı kazanı kılıçladı zerre kadar kesdürmedi öte geçdi nevbet kazana degdi altmış tutam ala gönderin koltuk kısdı aruza bir gönder urdı gögsinden yalabıdak öte geçdi at üzerinden yere saldı karındaşı kara göneye işâret etdi başın kes dedi kara göne atdan endi aruzuñ başın kesdi taş oguz begleri bunı görüp hep atdan endiler kazanuñ ayagına düşdiler suçların dilediler elin öpdiler kazan suçların bagışladı beyregüñ kanın tayısından aldı aruzuñ evini çapdurdı elini günini yagmalatdı yigit yeñil toyum oldı kazan gök alañ çemene çadır dikdürdi otagın kurdı dedem korkud gelüben şadılık çaldı gâzî erenler başına geldügin eydi verdi

kanı dedügüm beg erenler
dünyâ menüm deyenler
ecel aldı yer gizledi
fâni dünyâ kime kaldı
gelimli gedimli dünyâ
soñ ucı ölümli dünyâ
el âkibet uzun yaşuñ ucı ölüm âhırı ayrulık

yom vereyüm hânum

ölüm vaktı geldüginde arı îmândan ayırmasun
ag sakallu babañ yeri uçmag olsun
ag bürçeklü

Bunları da sevebilirsiniz

Bu duyguyu anlatan şiirler