İstanbul Türküsü
Orhan Veli Kanık · Orhan Veli Kanık, "İstanbul Türküsü"; metin: Vikikaynak
İstanbul’da, Boğaziçi’nde,
Bir fakir Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Târifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:
“İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalım,
Senin yüzünden bu hâlim.”
“İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
Sevdalım,
Boynuna vebâlim.”
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim;
Bir fakir Orhan Veli;
Veli’nin oğlu;
Târifsiz kederler içindeyim.
Şiirin açıklaması
"İstanbul Türküsü", Orhan Veli'nin halk türkülerinin söyleyişini bilerek taklit ettiği şiirlerinden biridir. Şair kendini adıyla ve babasının adıyla şiire sokar: "Bir fakir Orhan Veli'yim; / Veli'nin oğluyum".
Çerçeve ve türkü. Şiirin başında ve sonunda şair, Rumelihisarı'nda oturmuş bir türkü tutturan kederli bir adam olarak görünür. Ortadaki iki bölüm tırnak içindedir; bunlar onun söylediği "türkü"dür. Mermer taşlar, martı kuşları, "Edalım", "Sevdalım" gibi seslenişler ve "aman" ünlemi halk türkülerinin havasını verir.
Eski kalıp, yeni hayat. Türkünün içine sinema gibi modern bir şehir ayrıntısı girer; böylece eski ezgi ile modern İstanbul yan yana gelir. Şiirin başındaki "Târifsiz kederler içinde" sözü sonda "Târifsiz kederler içindeyim" olarak döner ve keder bu kez şairin kendi sesiyle söylenir.
Garip akımının sade dilini ve halk şiirine olan ilgisini birlikte gösteren bu şiir, Orhan Veli'nin İstanbul'u en çok anlattığı şiirlerinden biridir.
Sözlük
- târifsiz
- anlatılamayacak kadar
- Urumelihisarı
- Rumelihisarı'nın halk ağzındaki söylenişi
- hicran
- ayrılık acısı
- edalı
- cilveli, alımlı
- mahzunluk
- hüzünlülük
- el
- yabancılar, başkaları
- vebal
- günah, sorumluluk
Düşüncenizi yazın