Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi
Kalmadı hurrem meni tâ zâr ü giryân etmedi
Kılmadın yüz pâre bî-dâd ile pür-hûn gönlümi
Bu çemende gül kimi bir lahza handân etmedi
Şükr kim verdi felek kâmum menüm nevmîd edüp
Şîve-i mihr ü mahabbetden peşîmân etmedi
Derd yohdur kimsede yohsa tabîb-i feyz-i aşk
Kimde gördi derd kim ol derde dermân etmedi
Sabr yohdur merdüm-i âlemde yohsa rûzgâr
Hansı müşkil işi tedric ile âsân etmedi
Dutdı seyl-i âb-ı çeşmüm yer yüzin ammâ hoşem
Kim binâsın sabrumun ol seyl vîrân etmedi
Aşk sevdâsında sûd ettüm metâ‘-ı vasl-ı dûst
Ey Fuzûlî cân veren cânâna noksân etmedi
Şiirin açıklaması
Karşısındakinin Mecnûn olduğunu anlayan Leylâ, sevinçle gözyaşı döker, canını ona kavuşmak uğruna vermeye hazır olduğunu söyler ve bu gazeli okur. Gazelde yıllarca süren acının sonunda gelen kavuşmanın şükrü ve sabrın değeri dile gelir.
1. Felek bağrımı kan etmedikçe gönlümü açmadı; beni inletip ağlatmadıkça sevinçli bırakmadı.
2. Zulümle kanlı gönlümü yüz parçaya bölmeden, bu çimende onu gül gibi bir an bile güldürmedi.
3. Şükür ki felek beni önce umutsuz bırakıp sonra dileğime kavuşturdu; sevgi ve muhabbet yolundan pişman etmedi.
4. Aslında kimsede gerçek dert yok; yoksa aşkın bereketli hekimi kimde dert gördü de ona derman olmadı?
5. İnsanlarda sabır yok; yoksa zaman hangi zor işi yavaş yavaş kolaylaştırmadı?
6. Gözyaşımın seli yeryüzünü kapladı; ama hoşnudum ki o sel sabrımın binasını yıkmadı.
7. Ey Fuzûlî, aşk sevdasında sevgilinin vuslat malından kâr ettim; sevgiliye can veren zarar etmez.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Leylâ'nın dilinden söylenir ve 27. Bölüm: Kavuşma ve İstiğnâ bölümünde yer alır (beyit 2638–2644). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- hurrem
- sevinçli
- zâr ü giryân
- inleyip ağlayan
- pür-hûn
- kanla dolu
- handân
- gülen
- kâm
- dilek
- nevmîd
- umutsuz
- şîve
- yol, tavır
- peşîmân
- pişman
- tabîb
- hekim
- feyz
- bereket
- merdüm
- insan
- tedrîc
- yavaş yavaş
- seyl-i âb-ı çeşm
- gözyaşı seli
- sûd
- kâr
- metâ'
- mal
- noksân
- zarar, eksiklik