Biz cihân ma’mûresin ma’nîde vîrân bilmişüz
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Biz cihân ma‘mûresin ma‘nîde vîrân bilmişüz
Âfiyet gencin bu vîrân içre pinhân bilmişüz
Ger özin dânâ bilür taklîd ile sûret-perest
Âlem-i tahkîkde biz anı nâ-dân bilmüşüz
Bî-haberler şerbet-i râhat bilürler bâdeni
Biz hakîm-i vaktüz anı tökmişüz kan bilmişüz
Bilmüşüz kim mülk-i âlem kimseye kılmaz vefâ
Ol zamandan kim anı mülk-i Süleyman bilmişüz
Ayru bilmişsen Fuzûlî mescidi meyhâneden
Sehv imiş ol kim seni biz ehl-i irfân bilmişüz
Şiirin açıklaması
Fuzûlî, Mecnûn'un olgunluğunu, sesini, zihnini ve güzelliğini överek onun "faziletler miracını" anlatır. Mecnûn'un şiirleri dilden dile dolaşır, insanlar onları yazıp okur. Mecnûn'un sürekli tekrarladığı bu beyitler, dünyadan elini eteğini çekmiş bir irfan ehlinin sözleri gibidir.
1. Biz dünyanın bayındır yerlerini özünde harabe bildik; esenlik hazinesini bu harabenin içinde gizli bildik.
2. Taklitle surete tapan kendini bilgili sansa da, hakikat âleminde biz onu cahil bildik.
3. Habersizler şarabı bir rahatlık şerbeti sanırlar; biz zamanın hekimiyiz, onu döktük ve kan bildik.
4. Dünya mülkünün kimseye vefa etmediğini, onu Süleyman'ın mülkü bildiğimiz zamandan beri biliyoruz.
5. Fuzûlî, mescidi meyhaneden ayrı bildiysen, seni irfan ehli sanmamız bir yanılgıymış.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Mecnûn'un dilinden söylenir ve 29. Bölüm: Leylâ’nın Ölümü bölümünde yer alır (beyit 2810–2814). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- ma'mûre
- bayındır yer
- vîrân
- harap
- genc
- hazine
- âfiyet
- esenlik
- dânâ
- bilgili
- sûret-perest
- surete tapan
- tahkîk
- hakikati araştırma
- nâ-dân
- cahil
- bî-haber
- habersiz
- hakîm
- hekim, bilge
- mülk-i Süleymân
- Hz. Süleyman'ın mülkü
- sehv
- yanılgı
- ehl-i irfân
- irfan sahipleri