İzler
Tevfik Fikret · Tevfik Fikret; metin: Vikikaynak, "İzler"
Yürürdüm biraz güç, biraz bî-huzûr
Dikenlik, çetin, taşlı bir sâhadan;
Önüm bir yokuş, hep çakıl, hep diken,
Yürürdüm fakat ben muannid, sabûr.
Bu yol böyle sâ’iddi bir minbere:
Cevânib mehâbetli bir makbere,
Fezâsında al bir güneş mübtesimdi…
Mübeşşer adımlarla ettim mürûr
Demin muztarib geçtiğim sâhadan;
Yolum aynı şey; hep çakıl, hep diken;
Yürürdüm fakat ben mübeşşer, vakur,
Geçerdim basıp birtakım izlere;
Eğildim biraz dikkat ettim yere!
O izler benim, hep benim izlerimdi.
Şiirin açıklaması
Tevfik Fikret'in kısa ama çarpıcı şiirlerinden biri olan "İzler", zorlu bir yolda yürüyen bir insanın sonunda kendi ayak izlerine bastığını fark etmesini anlatır. Vikikaynak'taki metnin başında "Hürriyet yolunda" ibaresi yer alır; bu ibare yürüyüşü bir hürriyet yürüyüşü olarak okumaya imkân verir.
Zorlu yürüyüş. İlk dörtlükte şair dikenli, çetin ve taşlı bir alandan güçlükle, huzursuz ama inatla ve sabırla yürüdüğünü söyler. Önünde hep çakıl ve diken dolu bir yokuş vardır.
Yükseliş ve umut. Yol, iki yanı heybetli bir mezarlıkla çevrili yüksek bir minbere çıkar; gökte kızıl bir güneş gülümsemektedir. Şair bu kez, demin ıstırapla geçtiği yerden sevinçli ve vakur adımlarla geçer; yol yine aynıdır, yine çakıl ve dikendir.
Kendi izleri. Son dizelerde şair basıp geçtiği izlere dikkatle bakmak için eğilir ve bunların başkasına değil, hep kendisine ait olduğunu görür. Şiir böylece büyük umutlarla yürünen yolun aslında aynı yerde dönüp durduğu, insanın emeğinin kendi izleri üzerinde tekrarlandığı duygusuyla kapanır.
Sözlük
- bî-huzûr
- huzursuz
- sâha
- alan, meydan
- muannid
- inatçı, direngen
- sabûr
- sabırlı
- sâ'id
- yükselen, çıkan
- minber
- camide hatibin çıktığı basamaklı kürsü; burada yüksek yer
- cevânib
- yanlar, taraflar
- mehâbetli
- heybetli, korku ve saygı uyandıran
- makber
- mezar
- fezâ
- boşluk, gök
- mübtesim
- gülümseyen
- mübeşşer
- müjdelenmiş, sevinçli
- mürûr
- geçme, geçiş
- muztarib
- ıstıraplı, sıkıntılı
- vakur
- ağırbaşlı
Düşüncenizi yazın