İçeriğe geç
3 Kasım 2026, Salı Günün dizesi: “Ey dört unsurun ve yedi göğün ürünü olan,”

Münâcât

Şinasi · Şinâsî, Müntehabât-ı Eş'ârım (Tasvîr-i Efkâr Matbaası); metin: Vikikaynak, "Münâcât (İbrahim Şinâsî)"

Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi
Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi

Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî
Bî-hudûd anda olan kevkebe-i lem-yezeli

Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı
Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı

İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek

Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket
Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket

Pertev-i rahmetinin lem’asıdır ayla güneş
Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş

Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar
Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar

Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr
Tanrı’nın varlığına her biri bürhân-ı münîr

Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile
Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile

Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı
Hisseder nûrunu amma ki basiret basarı

Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım
Can ü gönlümle münâcât ü ibâdet lâzım

Neş’e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim
Anla var Hâlik’ima gayri ne yapmak dilerim

Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar
Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar

Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe
Neyleyim yüz bulamam ye’s ile afvım talebe

Ne dedim tövbeler olsun bu da fi’l-i şerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir

Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim
Tanrı’nın mağfiretinden de büyük mü günehim

Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil
Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil

Kulunun za’fına nisbet çoğ ise noksanı
Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı

Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun
Hem O’dur âlem-i ma’nîde şefî’i kulunun

Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter
Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter

Şiirin açıklaması

Şinâsî'nin Müntehabât-ı Eş'ârım adlı şiir kitabında yer alan bu münâcât, beyitlerle (ikişer dizelik birimlerle) yazılmıştır. Tanzimat'ın öncü şairi, geleneksel münâcât türünü akla ve kâinatın düzenine dayanan bir bakışla yeniden yorumlar. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Münâcât" maddesinde Şinâsî, Ziyâ Paşa ve Mehmed Âkif, Tanzimat sonrasında bu türü farklı bir sesle sürdüren şairler arasında anılır.

Kudretin delilleri (1-12. beyitler). Şair, Allah'ı "azamet âleminin padişahı" olarak över; O'nun mekândan münezzeh olduğunu, yerin ve göğün O'nun hikmetinin eseri olduğunu söyler. Gece ile gündüzün dönüşü, mevsimlerin yenilenmesi, ay ve güneşin ışığı, sabit ve gezen yıldızlar birer "parlak delil"dir. İnsanın gözü O'nun zâtını göremez, ama basiret sahibi O'nun nurunu hisseder.

Pişmanlık ve ümit (13-20. beyitler). "Ey Şinâsî" diye kendine seslenen şair, yüzü gülse de kalbinin kan ağladığını, günahları yüzünden af dilemeye yüzü olmadığını söyler. Hemen ardından bu umutsuzluğu da bir kusur sayar: Allah'ın mağfiretinden büyük günah olamaz; O'nun sonsuz keremi bütün âlemi kuşatır. Şiir, "Beni affetmeye Allah'ın lütfu yeter" güveniyle biter.

Sözlük

münâcât
Allah'a yakarış
lâ-mekân
mekânı olmayan
lem-yezel
ölümsüz, sonsuz
bünyâd
temel, yapı
yed-i kudret
kudret eli
pîş-i celâl
yüceliğin önü
pertev
ışık
lem'a
parıltı
şerer
kıvılcım
bürhân-ı münîr
parlak delil
basiret
gönül gözü
havf
korku
nedâmet
pişmanlık
ye's
umutsuzluk
bed-ter
daha kötü
rû-yi siyeh
kara yüz, günahkâr yüz
bî-nihâye
sonsuz
şefî'
şefaat eden

Aynı duyguda başka şairlerden

Hayranlık şiirleri

Bu şiirden söz eden yazılar

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.