Dağı taşı yandırır
Hey ağalar bir od düştü serimeBir ah çeksem dağı taşı yandırır

Halk şairi (âşık)
17. yüzyıl · Çukurova – Toroslar (kesin değil)
Türk halk şiirinin en sevilen âşığı. Aşkı, güzelliği, yaylayı ve gurbeti Toroslar kadar yalın ve canlı bir dille söyledi.
Karacaoğlan, 17. yüzyılda yaşadığı kabul edilen ve Türk halk şiirinin en çok sevilen isimlerinden biri olan bir âşıktır. Hayatına dair bilgiler çok azdır; doğum yeri, tarihleri ve hatta gerçek adı tartışmalıdır. Şiirlerindeki yer adlarından ve dilinden, Çukurova ile Toroslar arasında konar-göçer Türkmen obaları arasında yaşadığı anlaşılır. Mut, Feke ve çevresi onun izlerini taşıyan yerler olarak anılır.
Karacaoğlan'ı çağdaşı pek çok halk şairinden ayıran, tekke ve tasavvuf geleneğinin dışında kalmasıdır. Şiirleri dinî ya da öğretici olmaktan çok dünyevîdir: güzellere duyulan aşk, ayrılık, gurbet, yayla göçleri, dağlar, çiçekler ve kuşlar onun başlıca konularıdır. Kadın güzelliğini anlatırken kullandığı canlı benzetmeler ve doğal söyleyiş, şiirlerini kuşaktan kuşağa taşıdı.
Koşma, semai ve varsağı biçimlerinde yazdı; dili yalın, söyleyişi içten ve ahenklidir. Şiirleri yüzyıllarca sözlü gelenekte yaşadı, cönklerde ve âşıkların dilinde korundu; bu yüzden ona ait olduğu söylenen bazı şiirlerin aidiyeti tartışmalıdır. "Ela gözlüm ben bu elden gidersem" ve "Yeşil başlı gövel ördek" gibi şiirleri bugün de türkü olarak söylenmektedir.
Yiğidin eyisini nerden bileyim
Yüzü güleç, kendi yaman olmalı
Kasavet serine çöktüğü zaman
Gönlünün gâmını alan olmalı