Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Girîbân oldı rüsvâlığ eliyle çâk dâmen hem
Mana rüsvâlığunda dûst hem ta‘n etdi düşmen hem
Reh-i aşk içre cân kıldum giriftâr-ı belâ ten hem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Eğer dutsam gamum elden nihân sabr u karârum yoh
Ve ger şerh-i gam-ı pinhânum etsem gam-güsârum yoh
Esîr-i bend ü zindânem elümde ihtiyârum yoh
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Olupdur eşk-i hûn-âb ile gül-gûn çehre-i zerdüm
Yanupdur âteş-i hicrâna cân-ı derd-perverdüm
Cefâ-yı çerh-i kec-reftâr elinden var min derdüm
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Gehî şevk-i visâl ü geh belâ-yı hecr ile zârem
Özüm hem bilmezem derdüm nedür men niçe bîmârem
Gam-ı aşk içre min dermân yoh derde giriftârem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Cüdâ senden belâ vü derd-i hicrân ile dutdum hû
Kılur her dem mana bî-dâd derd ayru belâ ayru
Belâ vü derde düşdüm rûzgârum beyle hâlüm bu
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Tabîb-i akla çoh izhâr kıldum derd-i pinhânı
Men-i bîmâra kat‘â olmadı bir sıhhat imkânı
Ezelden var min derdüm yohdur hîç dermânı
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Fuzûlî her zaman bir ta‘n ile bağrum kılursen kan
Aceb bilmez misen aşkdan geçmek değül âsân
Bilürsen düşmişem bir derde kim yohdur ana dermân
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Şiirin açıklaması
Mecnûn'un sitem dolu mektubuna Leylâ, Zeyd aracılığıyla cevap verir. Evliliğin kendi isteğiyle olmadığını, kendisinin de bir tutsak olduğunu anlatır ve mektubunu bu murabbayla bitirir. Her bendi "Bu yetmez mi ki sen de derdime bir dert ekliyorsun?" nakaratıyla biten şiir, Mecnûn'un murabbaına verilmiş bir cevaptır.
1. Rezillik eliyle yakam da eteğim de yırtıldı; rüsvaylığımda dost da beni kınadı düşman da. Aşk yolunda canımı da tenimi de belâya tutsak ettim; bu yetmez mi ki sen de derdime bir dert ekliyorsun?
2. Derdimi gizlesem sabrım, kararım yok; gizli derdimi anlatsam dert ortağım yok; bağın ve zindanın tutsağıyım, elimde irade yok. Bu yetmez mi...
3. Kanlı gözyaşıyla sararmış yüzüm al renge boyandı; dertle beslenmiş canım ayrılık ateşinde yandı; eğri dönen feleğin elinden bin derdim var. Bu yetmez mi...
4. Bazen kavuşma özlemiyle, bazen ayrılık belâsıyla inliyorum; derdimin ne olduğunu, ne kadar hasta olduğumu kendim de bilmiyorum; aşk derdi içinde dermanı olmayan bin derde tutulmuşum. Bu yetmez mi...
5. Senden ayrı düşüp belâyla, ayrılık derdiyle haşır neşir oldum; dert ayrı, belâ ayrı her an bana zulmediyor; belâya ve derde düştüm, günüm böyle, hâlim bu. Bu yetmez mi...
6. Akıl hekimine gizli derdimi çok anlattım; ama ben hastaya hiçbir iyileşme imkânı olmadı; ezelden bin derdim var, hiçbirinin dermanı yok. Bu yetmez mi...
7. Fuzûlî, her an bir sitemle bağrımı kan ediyorsun; aşktan vazgeçmenin kolay olmadığını bilmez misin? Dermanı olmayan bir derde düştüğümü biliyorsun. Bu yetmez mi...
Bu murabba, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Leylâ'nın dilinden söylenir ve 20. Bölüm: Mektuplaşma: İki Murabba bölümünde yer alır (beyit 1996–2009). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- girîbân
- yaka
- rüsvâlığ
- rezillik
- çâk
- yırtık
- dâmen
- etek
- ta'n
- kınama
- gam-güsâr
- dert ortağı
- bend ü zindân
- bağ ve zindan
- ihtiyâr
- irade, seçim
- hûn-âb
- kanlı su
- gül-gûn
- gül renkli
- zerd
- sarı
- çerh-i kec-reftâr
- eğri dönen felek
- bîmâr
- hasta
- hû dutmak
- alışmak, haşır neşir olmak
- tabîb
- hekim
- sıhhat
- sağlık