İçeriğe geç
5 Kasım 2026, Perşembe Günün dizesi: “Bir yudum eski şarap, yeni bir ülkeden iyidir;”

Canımı Uryân Edüp Saldım Bu Aşk Deryâsına

Eşrefoğlu Rûmî · Eşrefoğlu Rûmî, Dîvân; metin: Vikikaynak, "Canımı Uryân Edüp Saldım Bu Aşk Deryâsına"

Canımı uryân edüp saldım bu aşk deryâsına
Nâgehân aşkın sataştım dürr-i bî hemtâsına

Can u baş u din ü dünya verdim aldım derd-i yâr
Merhem ol derd oldu ancak yüreğim yarasına

İlm ü akl ü zühd ü takva çün hicâb oldu bana
Külli sevdadan geçüp düştüm anın sevdâsına

Mâsivâdan göz yumup gördüm anın didârını
Kendüzümden el yudum girdim fenâ sahrâsına

Ol fenâdan bir fenâya bir fenâdan key fenâ
Key fenâdan sonra eriştim anın bekâsına

Bir bekâdır ol bekâ hergiz fenâ irmez ana
Aklını ko gel eresin bu sırrın mânâsına

Akl ile aşka girilmez aşk aklı mahv eder
Akl aşkın ol sebebden gelemez yurasına

Âkil ister cennet ü hûr ü kusûr gılman ola
Âşıkın hiç meyli yoktur cennet ü ni’mâsına

Âşık ol kim göresin Dost yüzünü bunda bugün
Mağrûr olma zahidin ol va’de-i ferdâsına

Va’de-i ferdâya göymez âşık-ı şûrîdeler
Göz karar derd ü şer erer zülfünün karasına

Eşrefoğlu Rumî aşkdan hoş haber verdi yine
Müddeinin hiç kulak urmaz kuru dâ’vâsına

Müddeinin her sözünde vardurur niçe garaz
Tâlib isen girme zinhâr müddei arasına

Şiirin açıklaması

Bu gazelde Eşrefoğlu Rûmî, tasavvuf yolunun temel kavramları olan fenâ ve bekâyı, akıl ile aşk karşıtlığını anlatır.

Aşk denizi. Şair canını soyup aşk denizine atmış, ansızın orada eşsiz bir inciye rastlamıştır. Canını, başını, dinini ve dünyasını verip karşılığında sevgilinin derdini almıştır; bu dert, yüreğinin yarasına merhem olmuştur.

Perdeler. İlim, akıl, zühd ve takva bile ona perde olmuş; bütün tutkulardan geçip yalnız O'nun sevdasına düşmüştür. Allah'tan başka her şeye gözünü yumunca O'nun yüzünü görmüş, kendinden el çekip yokluk çölüne girmiştir.

Fenâdan bekâya. Bir yokluktan öbürüne, en sonunda da ebedî varlığa ulaşmıştır; bu bekâya asla yokluk erişmez. Akılla aşka girilmez, çünkü aşk aklı yok eder.

Âşık ve zâhid. Akıllı kişi cennet, huri ve köşk ister; âşığın ise cennet nimetlerine hiç meyli yoktur. Şair, Dost'un yüzünü bu dünyada, bugün görmeyi öğütler; zâhidin "yarın" vaadine aldanmamak gerekir.

Son beyitler. Mahlas beytinde Eşrefoğlu aşktan yine hoş haber verdiğini, boş iddiacıların kuru davasına kulak asmadığını söyler. Son beyitte hak yolcusuna, sözlerinde hep bir çıkar gizli olan müddeîlerin arasına girmemesini öğütler.

Sözlük

uryân
çıplak
deryâ
deniz
nâgehân
ansızın
dürr-i bî-hemtâ
eşi benzeri olmayan inci
derd-i yâr
sevgilinin (Allah'ın) aşkından gelen dert
zühd
dünya zevklerinden el çekme
takva
Allah korkusuyla haramdan sakınma
hicâb
perde
sevdâ
tutku, aşk
mâsivâ
Allah'tan başka her şey
didâr
yüz, cemal
fenâ
yokluk; tasavvufta benlikten geçme
key
pek, çok
bekâ
ebedîlik; Allah ile var olma
hergiz
asla
mahv etmek
yok etmek
âkil
akıllı
hûr
huri
kusûr
köşkler
gılmân
cennet hizmetkârları
zâhid
sofu, şekilci dindar
va‘de-i ferdâ
yarının (ahiretin) vaadi
şûrîde
tutkun, perişan
müddeî
boş iddiacı
garaz
kötü niyet
zinhâr
sakın, asla
tâlib
isteyen; hak yolcusu

Eşrefoğlu Rûmî · diğer şiirleri

Tüm şiirleri

Aynı duyguda başka şairlerden

Tefekkür şiirleri

Bu şiirden söz eden yazılar

Düşüncenizi yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz.