Keloğlan ve ‘Macun!’ Sözü
Padişahın kızını isteyen Keloğlan, bir dervişin öğrettiği 'Macun!' sözüyle herkesi yerine çiviler ve verilen sözü tutturur.
Bu sayfada Keloğlan masallarından “Keloğlan ve ‘Macun!’ Sözü” yer alıyor. Masal, kamu malı bir derlemedeki anlatımına sadık kalınarak leylailemecnun.net tarafından bugünkü Türkçeyle yeniden anlatılmıştır; kaynağı sayfanın sonunda.
Keloğlan ve ‘Macun!’ Sözü
Bir zamanlar yaşlı mı yaşlı bir kadının kel bir oğlu vardı. Annesi onu bir zanaat öğrensin diye kâh bir ustanın yanına verdi kâh ötekinin; ama Keloğlan hiçbir yerde durmadı, her seferinde kaçıp eve döndü.
Bir gün padişahın kızını gördü ve aklı başından gitti. Eve gelip annesine dedi ki:
– Ana, padişaha git de kızını bana iste!
Zavallı kadın ne yapsın; oğlu her gün aynı şeyi tekrarlayınca saraya gitti. Padişah merak edip delikanlıyı görmek istedi. Ama Keloğlan huzura gelince onun kel başını görüp yüzünü buruşturdu ve olmayacak bir şart koştu:
– Dünyadaki bütün kuşları toplayıp bahçeme getirirsen kızımı sana veririm.
Keloğlan boynu bükük yola düştü. Yolda bir dervişe rastlayıp derdini anlattı. Derviş gülümsedi: ‘Git, en uzun selvi ağacının dibine otur. Kuşlar dallara konunca Macun! de, gerisini görürsün.’ Keloğlan dediğini yaptı. Akşamüstü dört bir yandan gelen kuşlar selviye kondu; ‘Macun!’ der demez hepsi dallara yapışıp kaldı. Keloğlan kuşları sarayın bahçesine getirdi.
Padişah bu kez sözünden döndü: ‘Önce şu kel kafanda saç bitsin, sonra kızımı alırsın!’ Üstelik kızını vezirin oğluna nişanladı.
Düğün gecesi Keloğlan sarayın damına çıktı. Gelinle damat odaya girince yukarıdan ‘Macun!’ diye seslendi; ikisi de olduğu yerde kaskatı kesildi. Kapıdan içeri bakan bir köle de, ardından ne olup bittiğini görmeye gelen herkes de aynı sözle yerine çivilendi.
Padişah çaresiz kalıp bir hoca çağırttı. Ama hocayı getirmeye giden adamlar kasaptan et alırken Keloğlan onlara da ‘Macun!’ dedi; adamlar ete yapışıp kaldı. Sonunda padişah kendisi yola çıktı, adamlarını bu hâlde buldu. Hoca ona durumu açıkladı:
– Sen kızını kel bir delikanlıya söz verdin ama sözünü tutmadın. Bütün bunları yapan odur. Kızını ona vermelisin.
Padişah Keloğlan’ı aratmaya başladı. Keloğlan saklandı ve annesine tembihledi: ‘Beni sorarlarsa, çoktandır evde yok de.’ Yaşlı kadın öyle dedi; oğlunu bulup getirmesi için ona bin altın verdiler. Sonra Keloğlan çıkageldi. Padişah onu güler yüzle karşıladı ve nişan yapıldı. Keloğlan büyülediği herkesi tek tek dolaşıp serbest bıraktı. Vezirin oğlu kaçıp gitti, bir daha da görünmedi. Keloğlan padişahın kızıyla evlendi ve muradına erdi.
Masaldan çıkan ders
Verilen söz, karşındakinin görünüşüne bakılmadan tutulmalıdır. Padişah Keloğlan’ı kel başı yüzünden küçümsedi ama sözünden dönmenin bedelini ödedi. Sabreden ve aklını kullanan, sonunda hakkına kavuşur.
Masalın kaynağı
Ignác Kúnos, Forty-four Turkish Fairy Tales (London: George G. Harrap & Co., 1913), ‘Madjun’, s. 327-333; ilk yayını: Ignác Kúnos, Türkische Volksmärchen aus Stambul (Leiden: Brill, 1905), ‘Madschun’, s. 369-374.
Masal, Türk halk masallarını 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında derleyen araştırmacıların kamu malı olmuş yayınlarından alınmıştır. Keloğlan’ı tanımak için Keloğlan sayfamıza bakabilirsiniz.


