Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi
Vasl dermâniyle def’-i derd-i hicrân etmedi
Yârdan min derd-i dil çekdüm bu hem bir derd kim
Bildi min derd-i dilüm bir derde dermân etmedi
Vâdi-i gurbetde cân verdüm meni ol şâh-ı hüsn
Bir gece hân-ı visâli üzre mihmân etmedi
Dûstlar çâk-i girîbânum görüp ayb eylemen
Ol güli kim gördi kim çâk-i girîban etmedi
Fakr mülkin dut ger istersen kemâl-i saltanat
Kim bu mülkün fethini fağfûr ü hâkân etmedi
Tîğ-i bî-dâd ile her dem kanumı tökmek nedür
Ey felek her kim dem urdı aşkdan kan etmedi
Ahd ü peymân etdi yârum kim sana yârem velî
Yârlığ vakti sanursen ahd ü peymân etmedi
Akl meydânını zindân-ı belâ bilmez henüz
Kim ki bir müddet cünûn mülkini seyrân etmedi
Sırr-ı aşkın etmedi ancak Fuzûlî âşikâr
Bu mubârek işi her kim etdi pinhân etmedi
Şiirin açıklaması
Leylâ, bir gece devesinin yönlendirmesiyle çölde bir yabancıyla karşılaşır. Adam Leylâ'yı tanımadan ona başından geçenleri, Nevfel'e, İbn Selâm'a ve Zeyd'in haberlerine bağladığı umutlarını anlatır ve bu gazeli okur. Leylâ, ancak bundan sonra karşısındakinin Mecnûn olduğunu anlar.
1. Ah ki felek bir an bile isteğimce dönmedi; kavuşma ilacıyla ayrılık derdini gidermedi.
2. Sevgiliden bin gönül derdi çektim; bu da bir dert ki gönlümün bin derdini bildiği hâlde birine bile derman olmadı.
3. Gurbet vadisinde can verdim; o güzellik şahı beni bir gece bile vuslat sofrasına misafir etmedi.
4. Dostlar, yırtık yakamı görüp ayıplamayın; o gülü görüp de yakasını yırtmayan kim var?
5. Saltanatın en yükseğini istiyorsan yoksulluk ülkesini tut; çünkü bu ülkeyi ne Çin hükümdarı fethedebildi ne Türk hakanı.
6. Ey felek, zulüm kılıcıyla her an kanımı dökmek nedir? Aşktan söz eden kim var ki sen onun kanını dökmedin?
7. Sevgilim "Sana yârim" diye söz verdi, yemin etti; ama dostluk vakti gelince sanki hiç söz vermemiş gibi davrandı.
8. Bir süre delilik ülkesini gezmeyen kişi, akıl meydanının bir belâ zindanı olduğunu henüz bilmez.
9. Aşkın sırrını yalnızca Fuzûlî açığa vurmadı; bu mübarek işi kim yaptıysa onu gizli tutamadı.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Mecnûn'un dilinden söylenir ve 27. Bölüm: Kavuşma ve İstiğnâ bölümünde yer alır (beyit 2609–2617). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- re'y
- istek
- devrân
- dönme
- vasl
- kavuşma
- hicrân
- ayrılık
- vâdî-i gurbet
- gurbet vadisi
- şâh-ı hüsn
- güzellik şahı
- hân-ı visâl
- vuslat sofrası
- mihmân
- misafir
- çâk-i girîbân
- yaka yırtma
- fakr
- yoksulluk
- Fağfûr
- Çin hükümdarı
- Hâkân
- Türk hükümdarı
- tîğ
- kılıç
- bî-dâd
- zulüm
- cünûn
- delilik
- âşikâr
- açık
- pinhân
- gizli