Aşk derdi ey mûalic kâbil-i derman değül
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Aşk derdi ey mûalic kâbil-i derman değül
Cevherinden eylemek cismi cüdâ âsân değül
Devr cevrinden şikâyet edene âşık demen
Aşk mesti vâkıf-ı keyfiyyet-i devrân değül
Şehrden sahrâya bir fark olduğın her kim bilür
Bilmiş ol kim aşk sahrâsında ser-gerdân değül
Her kim idrâk eyler öz keyfiyyet-i hâlin henüz
Dûst ruhsârına ayn-ı şevk ile hayrân değül
Cânı cânân ittihâdı fâriğ eyler cismden
Cismden âgâh olan cân vâsıl-ı cânân değül
Der imiş düşmen ki hem-demdür Fuzûlî yâr ile
Her sözi bühtân ise hakkâ bu söz bühtân değül
Şiirin açıklaması
Mecnûn'un babası ve çevresi ona öğüt verir, Leylâ'dan başka güzeller de bulunabileceğini söyler. Mecnûn, "Âlemde ondan başka kim var?" diyerek bu öğütleri reddeder ve özrünü bu gazelle anlatır. Gazel, aşkın bir hastalık değil, insanın özü olduğunu söyleyen tasavvufi bir manifesto gibidir.
1. Ey hekim, aşk derdi tedavi edilebilecek bir dert değildir; bedeni özünden ayırmak kolay değildir.
2. Zamanın zulmünden şikâyet edene âşık demeyin; aşk sarhoşu zamanın nasıl döndüğünün farkında bile olmaz.
3. Şehirle çöl arasında bir fark olduğunu bilen kişi, bilin ki aşk çölünde başı dönen biri değildir.
4. Kendi hâlinin nasıl olduğunu hâlâ kavrayabilen kişi, sevgilinin yüzüne gerçekten hayran olmamıştır.
5. Canın sevgiliyle birleşmesi onu bedenden uzaklaştırır; bedeninin farkında olan can sevgiliye kavuşmuş değildir.
6. Düşman, Fuzûlî'nin sevgiliyle dost olduğunu söylüyormuş; her sözü iftira olsa da gerçekten bu sözü iftira değildir.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Mecnûn'un dilinden söylenir ve 11. Bölüm: Kız İsteme ve Kâbe Yolculuğu bölümünde yer alır (beyit 1016–1021). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- mûalic
- tedavi eden, hekim
- kâbil
- elverişli
- cevher
- öz
- cism
- beden
- cüdâ
- ayrı
- devr
- zaman, felek
- cevr
- zulüm
- vâkıf
- haberdar
- ser-gerdân
- başı dönmüş, şaşkın
- ittihâd
- birleşme
- fâriğ
- uzak, vazgeçmiş
- vâsıl
- kavuşmuş
- hem-dem
- dost, yoldaş
- bühtân
- iftira