Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Gayr ile her dem nedür seyr-i gülistân etdüğün
Bezm edüp halvet kılup yüz lutf u ihsân etdüğün
Ahd bünyadın mürüvvetdür mi vîrân etdüğün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Lahza lahza müddeî pendin dür-i gûş eyledün
Kana kana gayr câm-ı şevkini nûş eyledün
Vara vara ahd ü peymânı ferâmûş eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gayre salup mihrüni bizden savutdun âkıbet
Terk-i mihr etdün tarîk-i zulm dutdun âkıbet
Ahdler peymânlar etmişdün unuttun âkıbet
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Cürmümüz n’oldı ki bizden eyledün bîzârlığ
Biz gamun çekdük sen etdün özgeye gam-hârlığ
Sizde âdet bu mıdur beyle olur mı yârlığ
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Çerh tek bed-mihrliğ resmini bünyâd eyledün
Yahşi adun var iken döndün yaman ad eyledün
Döne döne bizi gam-nâk özgeni şâd eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gönlümüz min-ba‘d zülfünçün perîşân olmasun
Bağrumuz la‘lün hevâsiyle dahi kan olmasun
Bî-vefâsen çeşmümüz yâdunla giryân olmasun
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Va‘de-i vasl ile aldun sabrumuz ârâmumuz
Olmadı her gün visâlünden müyesser kâmumuz
Geçdi hecr ile Fuzûlîden beter eyyâmumuz
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Şiirin açıklaması
Zeyd, Mecnûn'a Leylâ'nın İbn Selâm'la evlendirildiği haberini getirir. Mecnûn, Leylâ'ya sitem dolu bir mektup yazar ve mektubun sonuna bu murabbayı koyar. Her bendi "Hani ey zalim, bizimle ettiğin yeminler, verdiğin sözler?" nakaratıyla biten şiir, Türk şiirinin en bilinen sitem şiirlerindendir. Vikikaynak metninde nakarattaki iki dizgi hatası ("etdüğüm") düzeltilmiştir.
1. Her an başkasıyla gül bahçesinde gezmen, meclis kurup baş başa kalıp ona yüz lütuf ve iyilik etmen nedir? Söz binasını yıkman mertlik midir? Hani ey zalim, bizimle ettiğin yeminler, verdiğin sözler?
2. An be an rakibin öğüdünü küpe edindin; kana kana başkasının arzu kadehini içtin; gide gide verdiğin sözleri unuttun. Hani ey zalim...
3. Sevgini başkasına verip sonunda bizden uzaklaştın; sevgiyi bırakıp zulüm yolunu tuttun; sözler, yeminler etmiştin, sonunda unuttun. Hani ey zalim...
4. Suçumuz neydi ki bizden bezdin? Biz senin derdini çektik, sen başkasının dert ortağı oldun. Sizde âdet bu mudur, dostluk böyle mi olur? Hani ey zalim...
5. Felek gibi vefasızlık âdetini kurdun; iyi bir adın varken dönüp kötü bir ad edindin; döne döne bizi kederli, başkasını sevinçli ettin. Hani ey zalim...
6. Gönlümüz bundan sonra zülfün için perişan olmasın; bağrımız dudağının arzusuyla artık kan olmasın; vefasızsın, gözümüz seni anarak ağlamasın. Hani ey zalim...
7. Kavuşma vaadiyle sabrımızı, huzurumuzu aldın; hiçbir gün vuslatından dileğimize ulaşmadık; ayrılıkla günlerimiz Fuzûlî'ninkinden de beter geçti. Hani ey zalim...
Bu murabba, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Mecnûn'un dilinden söylenir ve 20. Bölüm: Mektuplaşma: İki Murabba bölümünde yer alır (beyit 1922–1935). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- ahd ü peymân
- söz ve yemin
- gülistân
- gül bahçesi
- halvet
- baş başa kalma
- mürüvvet
- mertlik, cömertlik
- müddeî
- rakip
- dür-i gûş
- küpe
- ferâmûş
- unutma
- mihr
- sevgi
- bîzâr
- bezmiş
- gam-hâr
- dert ortağı
- bed-mihr
- vefasız
- la'l
- (mecazen) dudak
- giryân
- ağlayan
- ârâm
- huzur
- kâm
- dilek