Hilâf-ı re’yüm ile ey felek medâr etdün
Fuzûlî · Leylâ vü Mecnûn
Hilâf-ı re’yüm ile ey felek medâr etdün
Meni gül ister iken mübtelâ-yı hâr etdün
Mürûr-ı ömrde bir dönmedün murâdum ile
Döne döne mana zulm etmeği şiâr etdün
İhânetümde nedür bilmezem murâdun kim
Azîz-i âlem iken hâr ü hâk-sâr etdün
Ümîd-vâr idüm evvel ki bir neşât görem
Binâ-yı mihnetümi şimdi üstüvâr etdün
Cefâ eliyle kılup çâk perde-i sabrum
Nihân olan gamumı halka âşikâr etdün
Vefâda vermeğe cân vermedün mana mühlet
Meni bu ahd vefâsında şerm-sâr etdün
Bir özgeni mana yâr eylemekdesen gûyâ
Menümle yâr olanı özge ile yâr etdün
Meğer bilindi Fuzûlî sana felek hâli
Ki varını bu cihânun yoh i‘tîbar etdün
Şiirin açıklaması
İbn Selâm, Leylâ'yı istemiştir ve ailesi bu evliliğe razıdır. Leylâ ise içinden İbn Selâm'a sitem eder, "Kurtar beni anamdan babamdan" diye düşünür; ama derdini kimseye açamaz. Feleğe yönelttiği bu gazelde, isteğine aykırı dönen talihinden yakınır.
1. Ey felek, isteğime aykırı döndün; ben gül isterken beni dikene tutsak ettin.
2. Ömür boyunca bir kez bile isteğimce dönmedin; döne döne bana zulmetmeyi âdet edindin.
3. Beni hor görmekteki amacın ne, bilmiyorum; dünyanın aziziyken beni hor ve hakir ettin.
4. Önceleri bir sevinç göreceğimi umuyordum; şimdi sıkıntımın binasını sağlamlaştırdın.
5. Eziyet eliyle sabır perdemi yırtıp gizli derdimi halka açık ettin.
6. Vefa uğruna can vermem için bana fırsat vermedin; beni bu ahdin vefasında mahcup ettin.
7. Sanki bana başka birini sevgili yapıyorsun; benimle dost olanı da başkasıyla dost ettin.
8. Fuzûlî, felek meğer senin hâlini anladı ki bu dünyanın varını sana değersiz kıldı.
Bu gazel, Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevîsinde Leylâ'nın dilinden söylenir ve 18. Bölüm: İbn Selâm’ın Umudu bölümünde yer alır (beyit 1750–1757). Mesnevînin tamamı için: Leylâ vü Mecnûn. Günümüz Türkçesi: leylailemecnun.net.
Sözlük
- hilâf-ı re'y
- isteğe aykırı
- medâr etmek
- dönmek
- hâr
- diken
- mürûr
- geçme
- şiâr
- âdet
- ihânet
- aşağılama
- hâk-sâr
- toprak gibi hakir
- neşât
- sevinç
- üstüvâr
- sağlam
- çâk
- yırtık
- şerm-sâr
- utanmış
- i'tibâr
- değer
