Cenab Şahabeddin: Hayatı, Şiir Anlayışı ve Eserleri
Servet-i Fünûn şiirinin en renkli seslerinden Cenab Şahabeddin'in hayatı, resim ve musikiye dayanan şiir anlayışı, serbest müstezat denemeleri ve sanatkârane nesri.
Hekimliği şairlikle birlikte yürüten Cenab Şahabeddin, Servet-i Fünûn şiirine resmin rengini ve musikinin ahengini taşıyan şairdir. Şiirlerinde kelimelerin anlamı kadar sesine de güvendi; bu tutumuyla Ahmet Haşim’e ve Cumhuriyet döneminin serbest şiirine giden yolu açanlar arasında sayılır. Bu yazıda şairin hayatını, şiir anlayışını ve eserlerini anlatıyoruz.
Cenab Şahabeddin kimdir?
Cenab Şahabeddin, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’ne göre 2 Nisan 1871’de doğdu. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit düşen Binbaşı Osman Şahabeddin Bey’in oğludur; babasının ölümünden sonra altı yaşlarında ailesiyle İstanbul’a geldi. Askerî rüştiyeyi birincilikle bitirip Tıbbiye’ye girdi ve 1889’da doktor yüzbaşı olarak mezun oldu.
Başarılı bir öğrenci olduğu için 1890’da cilt hastalıkları üzerine uzmanlaşmak üzere Paris’e gönderildi ve orada dört yıl kaldı. Dönüşte Haydarpaşa Hastanesi’nde, ardından karantina doktoru olarak Kızıldeniz’de, Mersin’de ve Rodos’ta çalıştı. Emekli olduktan sonra 1914’te Darülfünun’da Fransızca ve Batı edebiyatı, daha sonra Osmanlı edebiyatı tarihi dersleri verdi. Millî Mücadele yıllarındaki tutumu nedeniyle 1922’de görevinden ayrılmak zorunda kaldı. 13 Şubat 1934’te öldü.
Divan şiirinden Servet-i Fünûn’a
İlk gençliğinde divan şiiri tarzında gazeller yazdı; ilk şiirleri Muallim Naci‘nin övgüsünü kazandı. Ancak aldığı modern eğitimin de etkisiyle kısa sürede Namık Kemal, Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hâmid‘in yoluna yöneldi. Henüz Tıbbiye öğrencisiyken bu etkiyle yazdığı şiirleri Tâmât adıyla yayımladı (1887).
Paris yılları onun için bir dönüm noktası oldu. Parnasyen ve sembolist şairleri okudu, en çok Verlaine’den etkilendi. Şiirin “kelimelerle çizilmiş bir tablo” olduğu ve bir sanat eserinin bütünlüklü bir yapı taşıması gerektiği fikrini Fransa’da öğrendiğini, bunu ilk kez “Benim Kalbim” şiirinde uyguladığını söyler. Dönüşte yayımladığı yeni şiirlerle dikkat çekti ve 1897’den sonra Servet-i Fünûn dergisi çevresindeki Edebiyat-ı Cedide şairlerinin en etkili isimlerinden biri oldu.
Şiir anlayışı: resim ve musiki
Cenab Şahabeddin şiirde sese ve musikiye en az resim kadar değer verdi. Amacı duygu ve düşünceyi doğrudan söylemek değil, kelimelerin ve tamlamaların ahengiyle okura “telkin” etmekti. Mehmet Kaplan’a göre o, sembolistlerden “musikiyi taklit eden şiir” tarzını öğrenmişti. “Elhân-ı Şitâ”, “Yakazât-ı Leyliye”, “Temâşâ-yı Leyâl” ve “Temâşâ-yı Hazân” bu anlayışın en bilinen örnekleridir.
Daha ahenkli bulduğu için bütün şiirlerinde aruzu kullandı; ama farklı kalıpları bir arada kullanarak alışılmışın dışına çıktı. Yeni ve şaşırtıcı tamlamaları, renk ve ışık imgeleri, onun şiirini dönemin okuru için hem büyüleyici hem de zor kıldı.
Serbest müstezat ve modern şiire açılan kapı
“Riyâh-ı Leyâl” ve “Elhân-ı Şitâ” gibi şiirlerde başarıyla uyguladığı ve “serbest müstezat” denen biçim, dize uzunluklarını serbestçe değiştirmeye imkân veriyordu. Bu biçimi daha sonra Ahmet Haşim “O Belde” ve “Yollar” gibi şiirlerle olgunlaştırdı. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’ndeki maddeyi yazan Fazıl Gökçek, bu denemelerin Cumhuriyet döneminde Nâzım Hikmet ve Orhan Veli‘yle örneklerini verecek serbest şiirin ilk adımları sayılabileceğini belirtir.
Nesri, gezi yazıları ve tartışmaları
Cenab Şahabeddin düzyazıda da Türk edebiyatının önemli isimlerindendir; şiirlerinin aksine nesirlerinin çoğu sağlığında kitaplaştı. Görevli olarak gittiği Cidde yolculuğunu anlatan 17 mektuptan oluşan Hac Yolunda, Bağdat izlenimlerini anlatan “Âfâk-ı Irak” ve Avrupa seyahat mektupları onun usta bir gezi yazarı olduğunu gösterir. Gazete yazılarından derlediği Evrâk-ı Eyyâm ile Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri de önemli kitaplarıdır; “Tiryaki Sözleri” bölümünde özlü düşüncelerini topladı. 1931’de Shakespeare üzerine bir inceleme de yayımladı.
Nesrinde de şiirindeki gibi sanatkârane, dalgalı bir cümle yapısını tercih etti. Halit Ziya ile birlikte Servet-i Fünûn nesrinin oluşumuna en çok katkı yapan isimlerdendir. Dilde sadeleşmeyi savunan “Yeni Lisan” hareketiyle tartıştı, kelime zenginliğini korumak adına tasfiyeciliğe karşı çıktı. Dekadanlar tartışması sırasında yazdığı yazılarla Servet-i Fünûn’un estetik ilkelerini savunan başlıca kalemlerden biri oldu.
Sitemizdeki Cenab Şahabeddin şiirleri
Şairin şiirlerinin büyük bir bölümü, Servet-i Fünûn ve Donanma gibi dergilerin sayfalarından aktarılarak Vikikaynak’ta okunabilmektedir. Dönemin diğer şairleri için Tevfik Fikret ve Ahmet Haşim yazılarımıza da göz atabilirsiniz.
Kaynakça
- Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (Kültür ve Turizm Bakanlığı / Ahmet Yesevi Üniversitesi), “Cenap Şahabettin” maddesi, Prof. Dr. Fazıl Gökçek: teis.yesevi.edu.tr
- Şiir metinleri: Vikikaynak, Cenab Şahabeddin şiirleri kategorisi: tr.wikisource.org
Düşüncenizi yazın